Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/2590 E. 2019/1676 K. 10.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2590
KARAR NO : 2019/1676
KARAR TARİHİ : 10.04.2019

Davacı … ile davalı … Tur. İşl. Ltd. Şti. arasındaki davadan dolayı … 1. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 09.02.2016 gün ve 2013/889-2016/26 sayılı hükmü onayan Dairemizin 07.02.2018 gün ve 2016/5390-2018/415 sayılı ilamı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’nın 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve HUMK’nın 442. maddesi hükmünce 315,00 TL para cezası ile bakiye 17,70 TL red harcının karar düzeltme isteyen davalıya yükletilmesine, 10.04.2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
– K A R Ş I O Y Y A Z I S I –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bedelin tahsiline ilişkin itirazın iptâli istemine ilişkin olup, faturaya dayalı olarak takip yapılmış, davalı tarafından itiraz üzerine iş bu dava açılmıştır. Davacı taraf faturaya konu kuyu açma ve ekipmanların takılması işini yerine getirdiğini belirterek fatura bedelinin tahsilini istemiş, davalı tarafta faturanın defterlerine kaydedildiğini kabul etmiş, ancak edimin ifa edilmediğini ileri sürmüştür. Yerel mahkemece fatura konusu edimin ifa edilip edilmediği tarafların keşif ve bilirkişi delillerine de dayanılarak araştırılması cihetine gidilmiş, ancak bu hususa itibar edilmeksizin üçüncü
rapor mali müşavirden alınarak faturanın davalı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce de verilen kararın onanması üzerine davalı tarafça karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
6102 sayılı TTK’nın 21. maddesi gereğince, ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Yine aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu madde içeriği dikkate alındığında, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması zorunludur. Ancak akdî ilişki bulunan taraflar arasında fatura düzenlenmesi halinde 8 gün yasal süre içerisinde itiraz edilmemeye ait sonuçların bağlanması mümkündür. Yine bu maddeden çıkarılacak ikinci sonuç ise, sözleşme ilişkisi bulunan tacirler arasında düzenlenen fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi icabı mal satmış, imâl etmiş veya bir iş görmüş tacir olması gerekir. TTK’nın 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/15-472 Esas 2011/608 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere).
Dava konusu olayda da, davacı tarafından fatura kesilerek davalıya gönderilmesi ve davalı tarafından 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi ve davalı tarafından sözleşme ilişkisinin kabul edilmesi nedeniyle, faturada yer alan verilerin doğru olduğu yönünden davacı lehine bir karine oluşmuştur. Ancak bu karine, fatura verilmesine sebep olan edimin ifa edildiğinin kabulü sonucunu doğurmaz. Bu karinenin aksi her zaman ispat edilebilir. Taraflar, dava ve cevap dilekçelerinde keşif ve bilirkişi deliline dayanmışlar. Mahkeme ilk olarak jeoloji mühendisi …’dan rapor almış, bu bilirkişi edimin ifa edilmediği yönünde görüş belirtmiş, akabinde mahkeme keşif icra ederek taraf tanıklarını dinlemiş, keşfe katılan jeoloji mühendisi …’dan rapor alınmamış, … İçalan isimli jeoloji mühendisinden rapor alınması cihetine girilmiş ancak bu bilirkişi tarafından da keşif çalışmasının yapılması için 3.000,00 TL ücret istenmiş ancak bu bilirkişi tarafından dosyaya rapor sunulmamıştır. Mahkeme, tarafların delil listelerinde bulunan keşif ve bilirkişi delillerini icra ederek kuyu ediminin ifa edilip edilmediği yönünde bir neticeye varmamıştır. Daha sonra mali müşavire defterleri inceleterek, davalı defterlerinde de faturanın kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü cihetine gitmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi TTK’nın 21. maddesi gereğince oluşan karinenin aksi mümkün olup, bu hususta da taraflar delil göstermiş, ispatını talep etmişlerdir. Ancak mahkemece bu hususta bir neticeye varılmadan ve bunun gerekçesi de açıklanmadan defter incelemesiyle yetinilerek eksik incelemeyle karar verilmiştir. Verilen karar, bu hususta dikkate alındığında, eksik araştırma
ve incelemeye dayalı olduğundan bozulması gerekirken, Dairemizin 07.02.2018 tarih ve 2016/5390 Esas 2018/415 Karar sayılı ilamıyla onandığı, davalı tarafın karar düzeltme incelemesi sırasında bu gerekçe dikkate alınarak onama kararının kaldırılması ve belirtilen gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncem ile sayın çoğunluğun karar düzeltme isteminin reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum.