YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9134
KARAR NO : 2019/2467
KARAR TARİHİ : 08.04.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-KAYYIMLIK KARARININ KALDIRILMASI
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, kayyımlık kararının kaldırılması davası sonunda, yerel mahkemece görevsizlik kararına ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Fulya …’nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun(TMK) 588. maddesinden kaynaklan tapu iptal ve tescil ile kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı, … oğlu … ve … kızı … adına kayıtlı … ada … ( eski … ) parsel sayılı taşınmazındaki 1/6 pay ile … ada … ( eski …) parsel sayılı taşınmazdaki 1/9 pay için … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 01.10.1998 tarihli ilamı ile 3561 sayılı yasa hükmü gereğince … İlçe Malmüdürü’nün kayyım tayin edildiğini, 10 yıldan uzun süredir kayyım marifetiyle yönetilen taşınmazdaki payların Hazine adına tesciline ve kayyımlık kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, “gaiplik kararının çekişmesiz yargı işi olduğu” gerekçesiyle tensip tutanağı ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, mahkemece taraflara tebligat yapılmaksızın evrak üzerinden karar verilmesi doğru değildir. HMK’nın 122. maddesi “Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir” hükmünü içermektedir.
Öte yandan, HMK’nın 27. maddesi de; “davanın tarafları, müdahilleri ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” ifade etmektedir. HMK’nın 138. maddesi ise; “mahkeme öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.” hükmünü getirmiştir. Bu durumda, mahkemenin HMK’nın 122. maddesi uyarınca taraflara tebligat yapması, bu aşamadan sonra HMK’nın 115. maddesi uyarınca dava şartlarının incelenmesi yasal bir zorunluluktur.
O halde, HMK’nın 115. maddesi uyarınca, dava şartlarından olan görev konusunda yargılamanın her aşamasında karar verilebilecek ise de, HMK’nın 27. ve 122. maddeleri uyarınca taraflara dava dilekçesi ve duruşma gününü içerir tebligat çıkartılmadan, bir başka deyişle taraflar davadan haberdar edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca TMK’nun 588. maddesinden kaynaklanan davaların taşınmazın aynına (mal varlığına) yönelik olduğu gözetildiğinde, olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 382 ve 383. maddelerinin uygulama yeri bulunmadığı, bu hali ile aynı Kanunun 2. maddesi kapsamında kaldığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, mahkemece işin esasının değerlendirilmesi yerine, yazılı olduğu şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esası hakkında inceleme yapılmasına yer olmadığına, 08.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.