YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22604
KARAR NO : 2019/8145
KARAR TARİHİ : 09.04.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 01.08.2005-04.03.2009 tarihleri arasında reklam grup başkanı olarak çalıştığını, bu görevi çerçevesinde “pcworld”, “byte”, “byteplus” ve “IT Pro” dergilerine ve online yayınlarına kendi portföyünü kullanarak reklam alınmasını ve bu sayede de dergilerin çıkmasını ve firmanın kar etmesi gibi önemli bir görevi başarıyla yerine getirdiğini, iş sözleşmesine göre 700,00 TL net maaşla çalıştığını, en son sigorta priminin 4.329,00 TL üzerinden yatırıldığını, ancak banka hesabı incelendiğinde görüleceği üzere en son ödenen net ücretinin 14.074,04 TL olduğunu, sözleşmeye göre 2008 yılı için öngörülen toplamda 1.000.000,00 TL ve üzerinde reklam alınması nedeniyle davacının kendisinin aldığı reklamlar üzerinden hak kazandığı %2 oranında jestiyon priminin ilk bordro dönemi maaşına ilave edilmesi gerektiği halde davacının 2008 yılına ilişkin prim alacağının ödenmediğini, maaşlarının uzun süre zamanında yatırılmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesinin 04.03.2009 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, 2009 yılına ait 15 günlük ücretli iznini kullanmadığını, 2009 yılı Şubat ayına ait ücretinin bir kısmının ödenmediğini ve prim alacakları bulunduğunu ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, maaş alacakları, ilan ve jestiyon primi alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 01.08.2005-11.03.2008 tarihleri arasında Reklam Sorumlusu olarak çalıştığını, 05.03.2008 tarihinden itibaren işyerini terk ederek izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğini, bu hususta tutanaklar düzenlendiğini, şirkete ait bilgi ve belgeleri, sözleşme asıllarını, müşteri listelerini ve işverene ait bir çok evrakı yanında götürdüğünü, bilgisayardaki işletim sistemini ve müşteri portföyü bilgileri sildiğini, işverenin şikayeti üzerine davacı işçi hakkında … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/353 E. sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacı taraf ücretlerinin geç ödendiği gerekçesiyle iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğini beyan etmiş ise de ücretlerinin sözleşmede ve yasada belirtildiği şekilde tam olarak ödendiğini, hak kazandığı ücret ve primlerin ödendiğini, taraflar arasında %2 jestiyon ödeneceğine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava, 1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde açılmış kısmi dava olup, davacı, 22.05.2013 tarihli (harçlandırma tarihi 20.06.2013) dilekçesi ile davasını miktar olarak ıslah etmiştir. Davacı daha sonra 11.02.2016 tarihli (harçlandırma tarihi 12.02.2016) dilekçesi ile HMK 107/2 maddesi gereği talep arttırımında bulunduğunu belirtmiş ve mahkemece de bu talep arttırım dilekçesindeki miktarlara göre hüküm kurulmuştur.
Yukarıda belirtildiği üzere, dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış olup, davanın açıldığı tarih itibari ile belirsiz alacak davası şeklinde bir dava çeşidi bulunmamaktadır. Islah ile dava çeşidinin değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğine ilişkin yasal düzenleme dikkate alındığında, davacının ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek sonuca gidilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, ilk ıslah dilekçesine göre talep edilen alacak kalemlerini değerlendirmektir.
3- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu hususun tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işveren, davacının 2009 yılı Şubat ayı ücretinin ödendiğini savunmuş bu hususta banka evrakı ibraz etmiştir.
Banka yazısı incelendiğinde; davalı şirketin hesabından, davacının hesabına 27.03.2009 tarihinde 2.220,82 TL ödendiğinin bildirildiği görülmüştür.
Bu nedenle, Mahkemece davacı asilden, söz konusu belgeye karşı diyecekleri sorulmalı ve davacının hesabına bu miktarın yatırılıp yatırılmadığı araştırılarak, sonucuna göre ücret alacağı talebi yeniden değerlendirilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.04.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı dilekçesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile, yıllık izin ücreti, prim, jestiyon ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece deliller toplanmış ve bilirkişi hesap raporu aldırılmıştır.
Davacı vekili, 22.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile sadece kıdem tazminatı bakımından dava konusu miktarı arttırmış, aynı dilekçede diğer taleplerle ilgili talep artışı yapılamamıştır.
Davacı vekili 11.02.2016 tarihli dilekçesinde ise davanın türünün belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı dışında kalan taleplerle ilgili olarak dava konusu miktarları arttırmış ve gerekli harcı yatırmıştır.
Mahkemece, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti isteklerinin reddine karar verilmiş ve kıdem tazminatı bakımından 22.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi diğer alacaklar yönünden 11.02.2016 tarihli dilekçede talep edilen miktarlara göre isteklerle ilgili karar verilmiştir.
Davanın fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açıldığı dava dilekçesinden anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek HMK’nın 107. maddesine göre yapmış olduğu talep artışı işlemi Dairemiz bozma ilamında ikinci ıslah olarak değerlendirilmek suretiyle geçerli sayılmamıştır.
Davaya konu tazminatlar ve alacakların ayrı ayrı açılabilecek davalarda talebi mümkün iken, aynı dava dilekçesinde talep edilmesi HMK’nın 110. maddesi kapsamında “davaların yığılması” olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle her bir alacak kalemi için ayrı ayrı ıslah veya talep artışı işleminin uygulanmasına engel bir durum yoktur. Kıdem tazminatı bakımından tek bir ıslah yapılmış olup, buna dair harcı da aynı gün yatırılmıştır. Davaların yığılması ilkesine göre esasen birden fazla dava ve talep söz konusu olup, diğer taleplerle ilgili talep artışı ikinci ıslah olarak değerlendirilmemelidir. Mahkemece bu yönden verilen kararın yerinde olduğu düşüncesiyle, Dairemiz bozma ilamının 2 nolu bendindeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. 09.04.2019