YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25237
KARAR NO : 2013/31898
KARAR TARİHİ : 18.12.2013
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki bedel iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan bir daire satın aldığını, aralarındaki sözleşmeye göre dairenin en geç 2010 yılının Eylül ayında teslim edilmesinin gerektiğini, 25.09.2010 tarihinde teslim almak için gittiğinde bir kısım ayıp ve eksiklikleri tutanakla belirleyip, taşınmazı teslim almadığını, daha sonradan gönderdiği ihtarnameye rağmen eksik ve ayıplarında giderilmediğini ileri sürerek eksik ve ayıplı işlerin tespiti ile bedellerinin tahsiline, ayrıca tespit edilecek kira bedelinin de tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle eksik ve ayıplar nedeniyle 13.160,00 TL, üç aylık kira bedeli olarakta 3.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, bu davasında diğer talepleri yanında 25.09.2010 tarihli tespit tutanağına dayanarak satın aldığı dairedeki eksik ve ayıplı imalatlar yönünden de talepte bulunmuştur. Mahkemece, hükme esas alınan 11.04.2012 tarihli bilirkişi raporunda talep dışına çıkılarak daire içindeki ve talep olmadığı halde ortak mahallerdeki eksik ve ayıplı imalat bedelinin dairede %7 oranında değer düşüklüğüne neden olduğu bunun karşılığınında 13.160,00 TL’na baliğ olduğu belirtilmiştir. Oysaki mahkeme tarafların talepleriyle bağlı olup, talep dışına çıkarak karar veremez. Davacı her ne kadar dava dilekçesinde tespit tutanağında belirlenen eksik ve ayıplar ile dairede mahkemece tespit edilecek eksik ve ayıplar yönünden talepte bulunmuş isede bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılacağı gibi tespit tutanağında belirlenenlerin dışında taşınmazda eksik ve gizli ayıplı imalat bulunmamaktadır. Dairedeki açık ayıplı imalatlar yönünden de 4077 Sayılı Yasanın 4/2. maddesi hükmünce davacı, malın teslimi tarihinden itibaren ayıbı davalı satıcıya bildirmediğinden tutanak dışında kalan istek kalemleri yönünden talepte bulunamaz. Diğer taraftan davalı, 29.11.2012 tarihli oturumda bir kısım resimlerde sunmak suretiyle mevcut eksik ve ayıpları giderdiklerini beyan etmiştir. Hal böyle olunca konusunda uzman bilirkişi veya kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı, tarafların birlikte imza altına aldıkları 25.09.2010 tarihli tespit tutanağında belirlenen eksik ve ayıplı imalatlardan hangilerinin giderildiği, hangilerinin giderilmediği belirlenmeli, giderilmeyen imalatlar yönünden varsa davacının zararı tespit edilmeli tespit edilen bu miktarla sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmelidir. Bu yönlerin gözardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı her ne kadar satın aldığı dairenin sözleşmede öngörülen süre içerisinde teslim edilmediğini ileri sürerek kira tazminatı talebinde de bulunmuş; mahkemece bu talebi de kabul edilmiş ise de toplanan delillerden ve dosya kapsamından sözleşmede öngörülen süre içerisinde davalı davaya konu daireyi teslim alması için davacıyı davet etmiş; davacıda 25.09.2010 tarihli tutanakta zikredilen eksik ve ayıpların varlığı nedeniyle daireyi teslim almaktan imtina ettiğini beyan etmiştir. Oysaki anılan tutanaktaki eksik ve ayıplar basit müdahale ile giderilecek nitelikte olup, bunlar teslim almayı engelleyecek ve kira tazminatını gerektirecek nitelikte değildir. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını öderken iyiniyet kurallarına riayet etmek zorundadır. Dosya kapsamından ve sözleşme hükümlerinden davacının sırf kira tazminatı almak amacıyla taşınmazı teslim almadığı ve böylece kötüniyetli davrandığı anlaşılmaktadır. Kanun kötüniyeti himaye etmez. Bu durumda davacının kira tazminat talebinin tümden reddi gerekirken kabulü, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.