YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14670
KARAR NO : 2012/20642
KARAR TARİHİ : 03.10.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı olan eşinin evlilik boyunca içki içip davacıyı dövdüğü, 2003 yılında da aldıkları evi davacıdan habersiz satarak, davacı ve çocuklarını sokağa attığı bu nedenle ayrı yaşamada haklı olduğu iddiasıyla davalıdan aylık 750 TL tedbir nafakası talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının asılsız olduğu ve davacının evi kendisinin terk ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davacı ile davalının başka bir yan gelirlerinin bulunmadığı, her ikisinin de emekli devlet memuru oldukları, gelirleri arasında önemli bir farkın bulunmadığı, davalının emekli maaşının davacıya göre birazcık fazla olduğu tespit edilmiş ise de, davacı bayanın çalışan kızı … ile birlikte kalıyor olması dikkate alındığında gelirleri arasında önemli bir farkın olmadığı davalının gelir durumuna göre davacı bayanın yoksul ve muhtaç durumda olmayacağı anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı, ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Oysa mahkemece davacının ayrı yaşamada haklı olup olmadığı değerlendirilmemiş, salt tarafların sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak karar verildiği görülmüştür.O halde, mahkemece yapılacak iş, dosya kapsamı ve tanık beyanları ayrı ayrı değerlendirilerek öncelikle davacı kadının ayrı yaşamada haklı olup olmadığını tespit etmek, şayet ayrı yaşamada haklı görülürse tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği ve TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek ayrı yaşamakta haklı olan davacı kadın yararına uygun bir miktar nafakaya hükmetmek olması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.