Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/12746 E. 2019/2550 K. 12.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/12746
KARAR NO : 2019/2550
KARAR TARİHİ : 12.03.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarih ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu, her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş bir resmi belgede sahtecilik suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise hukuki kesinti nedeniyle ayrı suçu oluşturacağı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması durumunda ise, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.03.2016 tarihli 2014/847 esas ve 2016/123 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilerek; sanığın, 30/09/2009 tarihli kira sözleşmesi ile …’dan kiraladığı … plakalı aracın 05/10/2009 tarihli noter araç satış sözleşmesi ile …’ye, 05/10/2009 tarihli kira sözleşmesi ile …’dan kiraladığı… plakalı aracın 13/10/2009 tarihli noter satış sözleşmesi ile…’a satılması şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle, 17/03/2010 tarihli iddianame ile açılan dava sonucunda Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/186 esas, 2010/528 karar sayılı ilamı ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum edildiği, hükmün Dairemiz tarafından onanarak kesinleştiği, sanığın, yukarıda bahsedilen araçları… sahte kimliği ile kiralaması eylemi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan açılan davanın Adana 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/494 esas ve 2014/941 esasında kayıtlı olduğu, sanık hakkında üç ayrı özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü verilip kararın Dairemiz de temyiz incelemesinde olduğu, temyize konu davada ise…adına kayıtlı … plakalı aracın 01/10/2009 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanarak … sahte sürücü belgesi ile 06/10/2009 tarihli noter satış sözleşmesi ile satıldığı, 31/03/2010 tarihli iddianame ile davanın açıldığı, bu şekilde her üç davanın zincirleme biçimde işlendiğinin anlaşılması karşısında; Adana 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/494 esas 2014/941 karar sayılı dava dosyasının bu dava dosyası ile birleştirilmesi, Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/186 esas, 2010/528 karar sayılı dava dosyasında sanık hakkında verilip kesinleşen mahkumiyet hükmündeki eylem de göz önüne alınarak tüm eylemler yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle ek cezaya hükmolunması gerekip gerekmediği yönünde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması,
b) Kabule göre;
aa) Suç konusu belge asıllarının akıbeti hakkında karar verilmemiş olması,
bb) Farklı tarihlerde düzenlenen vekaletname ve noter satış sözleşmesi ile sahtecilik eylemleri gerçekleştirildiği halde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
2- Dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
a) Sanığın …’a yönelik eyleminde, Emniyet Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından olan …’a ait kimlik bilgilerinin kullanılması ile oluşturulmuş sahte sürücü belgesini ve pasaportu kullanmış olması karşısında, eyleminin TCK’nin 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
b) Temel ceza belirlenirken hapis cezası asgari hadden uygulandığı halde, hapis cezasının yanında hükmolunan adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
3- Her iki suç yönünden;
a) Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas oluşturan sabıka kaydı bulunmasına rağmen tekerrür hükümlerinin uygulanmamış olması,
b) TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 12/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.