Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2010/35178 E. 2012/42956 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/35178
KARAR NO : 2012/42956
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı davalı işyerinde 11/11/2005-02/04/2009 tarihleri arasında grafiker olarak çalıştığını, işverenin 2009 Ocak ayı ücretinin 390 TL’sını, 2009 yılı Şubat – Mart ayları ücretlerini ödemediğini, ücret ve diğer alacaklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı olarak … 40. Noterliğinin 02.04.2009 tarihli ihtarnamesi ile feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram- genel tatil ücreti ile ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı taraf cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak, davacının davalı işyerinde çalışmakta iken ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tüzel kişilere yapılacak tebligatın usulüne ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/12-563 Esas, 2009/600 Karar sayılı ilamı,
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun:
“Hükmi Şahıslara Ve Ticarethanelere Tebligat” başlıklı 12.maddesinde:
“Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır.
Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”
“Hükmi Şahısların Memur Ve Müstahdemlerine Tebligat” başlıklı 13.maddesinde:
“Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükümleri yer almaktadır.
Yine Tebligat Tüzüğü’nün:
“Hükmi Şahıslara Ve Ticarethanelere Tebligat” başlıklı 17.maddesinde;
“Hükmi şahıslara tebliğ salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır.
Vekaletlerin ve bunların teşkilatının, mülhak ve hususi bütçeli idarelerle belediyelerin, köylerin ve hususi kanunlarına müsteniden kurulmuş olan teşekküllerle, şirketlerin ve cemiyetlerin salahiyetli oldukları mümessilleri tabi kanunlara ve statülerine göre tayin edilir.
Hükmi ve hakiki şahsa ait bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticarethanenin o muamelede salahiyetli ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”
“Hükmi Şahısların Memur Ve Müstahdemlerine Tebligat” başlıklı 18.maddesinde:
“Yukarıdaki Madde mucibince tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır.
Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Görülmektedir ki, hükümlerine yukarıda aynen yer verilen Tebligat Kanununun 12. ve 13. ve Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddelerinde tüzel kişilere tebligatın yapılma usulü açıklanmış; tebligatın, bunların tabi oldukları kanunlara ve statülerine göre belirlenecek yetkili temsilcilerine, eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı öngörülmüştür. Eğer, tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gereğine de işaret edilmiştir.
Tebliğ memurunun; adli işlem niteliği taşıyan takip işleminde ödeme emri tebligatını, öncelikle bizzat şirketi idare ve temsile yetkili kişiye, onun herhangi bir nedenle tebliği alacak durumda olmaması durumunda da usulüne uygun şekilde yetkili kılınan kişi veya kişilerden birine yapması; şayet bunlar yoksa veya tebligatı alamayacak durumda iseler bu durumu tebliğ evrakına şerh ederek o yerde hazır bulunan tebliğe yetkili memur ve müstahdemlerinden birine o da yoksa herhangi bir memur veya müstahdeme yapması; tebligat evrakında da sırasıyla tebliğe yetkili kişilerin durumunu ve onlara tebliğ edilememe nedenini şerh etmesi gerekirken, hiçbir açıklamaya yer vermeden doğrudan genel evrak memuruna tebligat yapması açıklanan yasal düzenlemelere ve yargı kararlarına aykırı olup usulsüzdür şeklindedir.
Somut olayda; tebligat memurunca tebligat evrakında sırasıyla tebliğe yetkili kişilerin durumu ve onlara tebliğ edilememe nedeni şerh edilmeksizin, hiçbir açıklamaya yer vermeden, doğrudan iş yerinde hangi unvanla çalıştığı belirtilmeden dosya kapsamından iş yeri çalışanı olduğu anlaşılan … ve…’a tebligat yapması açıklanan yasal düzenlemelere ve yargı kararlarına aykırı olup usulsüzdür.
Mahkemece; davalı işverene usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, yukarıda yazılı Hukuk Genel Kurulu kararı ve yasal düzenlemelere aykırı olarak yapılan tebligata dayalı olarak hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.