Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/9532 E. 2013/9363 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9532
KARAR NO : 2013/9363
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Vize Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.04.2012 tarih ve 2011/434-2012/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında temizlik işleri konusunda hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, davalı tarafça müvekkillinin hak edişlerinin ödenmediğini ve müvekkili nezdinde işçi olarak çalışan dava dışı Vasfiye Tekcan tarafından işçilik alacaklarına ilişkin olarak açılan dava sonucunda verilen karar gereğince icra takip dosyasına yapılan ödemenin gerekçe olarak gösterildiğini, adı geçen işçinin müvekkili nezdinde çalışmasının kısa bir süre olup müvekkilinin sorumluluğunun kısmi nitelikte olduğunu ileri sürerek, 3.000 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı arasında düzenlenen sözleşme uyarınca işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl işverenin alt işverenlere rücu hakkının alt işverenlerin sorumlu oldukları dönem ile sınırlı olduğu, davacının dava dışı işçiyi 2004–2005 döneminde çalıştırdığı ve icra dosyasına 1.251,08 TL ve 1.808,49 TL yatırdığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.683,08 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile davacı yüklenici, davalı bankanın temizlik işlerinin yapılmasını üstlenmiş ve çalıştırdığı işçiler yönünden, söz konusu sözleşme ile taraflar, asıl ve alt işveren konumuna gelmişlerdir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde işçilik alacakları sebebiyle asıl ve alt işverenlerin sorumluluğunun teselsül hükümlere tabi olduğu düzenlenmiştir. Bu kapsamda İş Kanununa tabi işçiler açısından işçilik alacaklarının tahsiline yönelik olarak açılacak davalarda işçinin hüküm altına alınan alacak miktarını asıl ya da alt işverenden tahsil etmesi mümkün olup, madde hükmü gereğince işçiye yapılan ödemenin, işverenler arasındaki ilişki bakımından, nihayetinde hangi işverenin sorumluluğunda olduğu hususu düzenlenmiş değildir. Nitekim bu konuda madde metninde herhangi bir açıklık bulunmamakta ve düzenlemenin salt İş Kanunu kapsamında yapılmış olması teselsül ilişkisinin sadece işçiye karşı olan sorumluluk yönünden
geçerli olduğu anlamına gelmektedir. Bu kapsamda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, asıl ve alt işverenler arasındaki hizmet sözleşmesi hükümleri nazara alınmakta ve bu konuda alt işverene yüklenmiş herhangi bir sorumluluk bulunup bulunmadığı değerlendirilmektedir. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca işçilik haklarından kaynaklanan alacaklar konusunda davacı alt işverenin sorumluluğu kabul edilmiş olup, müteselsil sorumlulukta iç ilişki yönünden teselsül hükümlerinin uygulanmayacağı benimsenmiş olmakla, davacı tarafça kendi payına düşen kısımdan fazlasının ödenmesi halinde fazlaya ilişkin kısımların asıl işveren ve diğer alt işverenlerden tahsili imkanı bulunmakla birlikte somut olayda mahkemece, davacının payına düşen miktar ile davalı tarafça hak edişlerinden yapılan kesintinin miktarının ne olduğu belirlenip değerlendirilmiş değildir. O halde mahkemece, davacının sorumlu olduğu ve icra dairesine ödediği miktarın tespiti suretiyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken, soyut gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.