Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18380 E. 2013/9739 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18380
KARAR NO : 2013/9739
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/02/2012 tarih ve 2009/410-2012/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı …vekili ile davalı …Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 09/01/2009 tarihinde bir kısım teknoloji hileleri kullanılmak ve internet üzerindeki kişisel bilgileri ele geçirilmek suretiyle davacının 4.900,00 TL parasının rıza ve istem dışı yöntemlerle başka hesaplara aktarılarak davacının zarara uğratıldığını ileri sürerek davalıların kusurları sebebiyle davacının haksız eylem sonucu uğradığı 4.900,00 TL zararın olay tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf vekilleri, zararın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meydana gelen sanal dolandırıcılık olayında davalı … ile davalı …’nın gerekli önlemleri almamak sureti ile kusurlu oldukları ve meydana gelen zararı objektif özen yükümlülüğü gereğince tazmin ile yükümlü oldukları, davalı …Ş’nin kusuru yönünden herhangi bir delilin bulunmaması karşısında bilirkişi kurulunun davalı … Bankasının % 10 oranında kusurlu olduğu yönündeki görüşlerine itibar olunmadığı, davalı …Ş.’nin kusurlu olmadığı gerekçesiyle davalılar Yapı Kredi Bankası A.Ş ve …yönünden maddi tazminat davasının kabulüne, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığı, manevi tazminatın yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı … vekili ile Kuveyt Türk Katılım Bankası vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı …Ş vekilinin temyizine gelince; dava, davalı … nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı …Ş’nin kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar aslında diğer davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı … açısından aynen devam etmektedir. Davacı talebini, akidi davalı … bankasına yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı …Ş’nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı mevduatı saklamakla yükümlü zarar gören davalı … bankasına aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı …Ş’ye husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 43,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …Ş.’ye iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.