Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4055 E. 2019/2284 K. 14.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4055
KARAR NO : 2019/2284
KARAR TARİHİ : 14.05.2019

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı temlik eden vekili ile davalı vekilince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, sözleşmeden kaynaklanan ceza-i şartın tahsili istemine ilişkini olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm temlik eden ve davalı asil tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı temlik eden vekili, müvekkili ile davalı arasında 3. şahısların katılımıyla 20.04.2008 ve 19.01.2009 tarihli Sulh Sözleşmelerinin imzalandığını, sözleşmenin konusunun … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/871 Esas sayılı davaya konu kooperatif ve yüklenici şirket arasındaki gayrimenkul ile ilgili uyuşmaz halli ile dava konusu inşaatın hukuka uygun hale getirilmek suretiyle çözmek ve tüm bağımsız bölümleri hukuka uygun hale getirmek suretiyle hak sahiplerine teslim etmeyi sağlamak olduğunu, 19.01.2009 tarihli ek sözleşmenin ise ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olup, 20.04.2008 tarihli Sulh Sözleşmesinin devamı ve ekidir ibaresi ile kabul edildiğini, sözleşme ile kooperatif, yüklenici şirket ve arsa sahibi arasında gayrimenkul mülkiyetine ilişkin uyuşmazlığın halli amacıyla üzerinde tedbir bulunan 61 bağımsız bölümden oluşan 65 bağımsız bölümün kooperatif adına tapuya tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, buna karşılık Kooperatifin inşaatın hukuka ve mahkeme kararlarına uygun hale getirilmesi ve iskân işlemlerinin çözümü için gerekli olan proje değişikliği, binanın statik konumunun ve zemin etüdü ve bunun gibi işlemler için gerekli bilimsel teknik incelenmesini yerine getireceğinin kararlaştırıldığını, masraflarının ise, kendilerine yapılacak 65 bağımsız dairenin tapu tescilinden sonra bu evlerin satışı sonucunda elde edilecek gelirler ile karşılanacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5. maddesinde ise, 4. maddede kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmesi sonucunda imar ve deprem mevzuatına aykırı bir durumun tespit edilmesi halinde bu hukuka aykırılıkların giderilmesinin 73 adet bağımsız bölüm sahibinin eşit katılımı sağlanarak kooperatif tarafından tahsil edilecek bedeller ile onarım ve güçlendirme işlerinde ortak gider olarak kullanılacağının öngörüldüğü gibi 8. madde ile bir kısım giderlerin kooperatif tarafından karşılanacağının ve 11. maddeyle de, sözleşmeyi rıza alınmadan bozmaya kalkan ya da yerine getirmeyen tarafın 1.000.000,00 TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın 542.376,00 TL borçları bulunduğunu, edimin yerine getirilmediği 1.000.000,00 TL cezai şart hakları bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 350.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini dilemiş, mahkemece bozmaya uyularak
yapılan yargılama sonucunda, ıslah dilekçesi gözetilerek 1.000.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline dair verilen hüküm temlik eden ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme kararı davacı temlik eden vekilince temyiz edilmişse de, dava 350.000,00 TL üzerinden açılmış ve bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır. Dava devam ederken davacı alacağını, … 6. Noterliği’nin 22.05.2013 tarihli ve 16135 yevmiye sayılı işlemle temlik etmiş ve … temlik eden yerine davaya devam etmiştir. Bu arada yani Dairemizin bozma ilamından sonra 13.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle … davayı ıslah ederek 1.000.000,00 TL’ye yükseltmiş olup, temlik eden … Proje Kontrol Ltd. Şti’nin kalan kısmı yani 650.000,00 TL’yi …’a temlik ettiğine dair bir temlikname bulunmadığı gibi, esasında bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gözetildiğinde mahkemece ıslah dilekçesi gözetilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı temlik eden yararına bozulması uygun bulunmuştur.
2-Davalı iş sahibi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; az yukarıda açıklandığı üzere, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 Esas ve 1948/3 Karar sayılı kararı ile bu kararın değiştirilmesine gerek olmadığına dair 06.05.2016 gün 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı kararı gereğidir. Bu nedenle mahkemece ıslah yapılmamış gibi hüküm kurulması gerektiği gibi, yapılan araştırma ve inceleme hükme elverişli değildir. Temlik eden davacı ile davalı iş sahibi arasında 20.04.2008 ve 19.01.2009 tarihli sözleşmeler düzenlenmiştir. Her iki sözleşmede de taraflara hak ve borçlar yüklenmiş olup, bu yönde araştırma yapıldığından söz edilemez. Taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedilmiş ise de, her iki yan arasında görülen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/871 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak bir araya gelinerek anlaşma sağlanmış ve 20.04.2008 tarihli sulh sözleşmesi imzalanmıştır. Sulh sözleşmesinin konusunun inşaatın hukuka uygun hale getirilmesi ve tüm bağımsız bölümlerin hak sahiplerine teslimi öngörülmüş ve devamı maddelerinde de diğer yükümlülüklerden söz edilmiştir. Sözleşmenin 11. maddesinde ise, davaya konu ceza hükmü kararlaştırılmıştır. Yine 19.01.2009 tarihli ek Sulh sözleşmesinde de, aynı dava dosyasıyla ilgili olarak kararlaştırılmalar bulunmaktadır. 6. maddenin 2. bendinin son cümlesinde ise, bu sözleşmenin 20.04.2008 tarihli sözleşmenin devamı ve eki olduğu kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmede ilk sözleşmede kararlaştırılan ceza hükmünün korunduğu anlaşılmakla birlikte her iki sözleşme hükümlerine göre, değerlendirme yapılmalı ve sözleşmedeki yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilip getirilmediği tartışılmalıdır. Bu husus araştırılıp tartışılmadan kararlaştırılan cezaya hükmedilmesi doğru olmamıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporları yeterli olmadığı gibi, sözleşmeler uyarınca davalı tarafın hangi edimlerini yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmamış olması hatalı olduğu gibi, 20.04.2008 tarihli sulh sözleşmesi gereğince 65 bağımsız bölümün davalıya verileceği ve sözleşmenin 4. maddesi gereğince gerekli masrafların bağımsız bölümlerin satışından elde edilecek gelirle karşılanacağı düzenlemesi ve 19.01.2009 tarihinde imzalanan ek sulh sözleşmesinde bağımsız bölüm sayısının 63’e indirildiği, davalının savunmasında bağımsız bölümlerin eksik verildiğini bildirmesine karşın bu hususun araştırılmadığı ayrıca az yukarıda açıklandığı üzere bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı asıl ve 350.000,00 TL üstündeki kısım için temlikname bulunmadığı gözetilmemiştir.Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, imzalanan 20.04.2008 ve 19.01.2009 tarihli sulh protokolünün ve taraflar arasında imzalanan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi hükümleri ve … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/871 Esas sayılı dava dosyası incelenip değerlendirilmek ve davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği araştırılmak, davalının savunmasını tartışıp kararlaştırılan cezanın uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirip ıslah yapılmamış gibi karar vermekten ibaret olmalıdır.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı temlik eden, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı işsahibi yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden temlik eden davacıdan, 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden temlik eden davacı ve davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.