Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2018/4468 E. 2019/3238 K. 10.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4468
KARAR NO : 2019/3238
KARAR TARİHİ : 10.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 26/04/2013 gününde verilen dilekçe ile haksız el koymadan kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız el koymadan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkiline ait 48 TL 585 plaka sayılı ticari taksiye insan kaçakçılığı suçunda kullanıldığı iddiasıyla 09/09/2002 tarihinde el konulduğunu, dava dışı araç sürücüsü hakkında ceza davası açıldığını, ceza yargılaması devam ederken aracın davacıya yediemin olarak teslim edildiğini, yargılama sonucunda da el konulan ancak sahibinin rızası ile suçta kullanıldığına ilişkin delil elde edilemeyen söz konusu ticari taksinin davacıya iadesine karar verildiğini belirterek, bu sürede oluşan zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı idare vekili, davacıya ait araca el konulmasından dolayı idareye atfedilebilecek bir kusur ve sorumluluk olmadığını belirterek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 25/12/2017 gün, 2015/15405 esas ve 2017/8645 karar sayılı ilamı ile kısmi dava olarak açılmış olan eldeki davanın tamamen ıslah ile belirsiz alacak davasına dönüştürülmesinde hukuki yararı bulunmadığı, davacının ticari taksi olan aracını değiştirememesinden kaynaklanan zararı olduğu iddiasıyla talep ettiği tazminat kaleminin ise varsayıma dayanmakta olup muhtemel zarar hesabı yapan bilirkişi raporuna dayanılarak bu kalem tazminat isteminin kabulünün doğru olmadığı ve aracın çalışamayacağı günler de gözetilerek BK 43. (TBK 51.) maddesi gereği hükmedilecek tazminattan uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine göre; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Kural olarak, mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Mahkemece hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde dava edilen sonuç istemin aşılıp aşılmadığının incelenmesi zorunludur.
Somut olaya gelince; davacı, işletmiş olduğu ticari taksinin yaklaşık üç buçuk yıl çalışamadığını belirterek oluşan kazanç kaybı karşılığında 12.000,00TL’nin davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. Zarar kapsamının belirlenmesi için bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, aracın çalıştırılamamasından kaynaklanan muhtemel zararın 38.594,52 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, tazminat bedelinden, BK’nun 43. maddesi (TBK mad. 51) gereğince, uygun bir indirim yapılması gerekiyor ise de, davacının talebi ile bağlı kalınarak 12.000,00 TL üzerinden indirim yapılarak hüküm kurulması gerekir. Mahkemece bu durum göz ardı edilerek talep edilen bedelin, yapılacak takdiri indirimin de altında kaldığı anlaşıldığından, davacının aracını çalıştıramaması nedeniyle uğradığı zarar yönünden, taleple bağlı kalındığı belirtilerek 12.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan taleple bağlılık kuralı gereği, mahkemece davada talep edilen bedel üzerinden, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, hakkaniyet indiriminin davada talep edilen miktar üzerinden yapılarak bulunacak bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine 10/06/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.10/06/2019