YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9525
KARAR NO : 2013/13599
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının 06.07.2005 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, müvekkilinin âma olması nedeniyle sözleşmedeki müşterek borçlu ve müteselsil kefaletine ilişkin imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek icra takibinden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tam ehliyetli olduğunu, yaptığı sözleşmenin sonuçlarını ve sorumluluklarını bilebilecek durumda bulunduğunu belirterek davanın reddine, %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda kredi sözleşmesinin 06.07.2005 tarihinde yapıldığı, 818 sayılı BK’nun 14/3 maddesinin 01.07.2005 tarihli 5378 sayılı Kanun’un 50/c maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı, âmaların imzaladıkları yazılı metnin amaçlarına uygun olmadığı ve bunu sonradan öğrendiklerinin ispatlanmadıkça imzalarının geçerli sayılacağı, kredi sözleşmesinin Yasadaki değişiklikten sonra imzalandığı, davacının kredi sözleşmesini imzaladığının sözleşme tarihinde farkında olduğu ancak davacının takip tarihinde davalıya 8.851,02 TL borçlu olduğu halde davalının davacı aleyhine 10.006,65 TL üzerinden icra takibi yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının icra takibinden dolayı davalıya 1.155,63 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.09.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık görme özürlü olduğu anlaşılan davacının davalı banka ile arasında akdedilen 06.07.2005 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığa 818 Sayılı B.K’nun 5378 sayılı Kanun’la kaldırılmadan önceki 14/3 maddesi hükmünün mü yoksa, bu hükmü kaldıran 5378 sayılı Kanun’nun 50/c maddesi hükmünün mü uygulanacağı yönünde toplanmaktadır.
Mahkemece, dava konusu genel kredi sözleşmesinin 06.07.2005 tarihinde düzenlendiği ve böylece uyuşmazlığa 01.07.2005 tarih ve 5378 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan kanunun yürürlüğe ilişkin 51. maddesi hükmü gözden kaçırılmıştır. Zira anılan hükümde bu kanunun 35. maddesi ile 50/a maddesi dışındaki diğer maddelerinin yayım tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Kanun’un yayım tarihi 07.07.2005 olup, dava konusu genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten bir gün sonra yürürlüğe girmiştir.
O halde somut olayda 5378 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı 818 sayılı BK’nun değişiklikten önceki 14/3 maddesi hükmünün uygulanması gerektiği ve bu hüküm çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.
-KARŞI OY YAZISI-
Genel Kredi Sözleşmesi’nin akdedildiği tarihte uygulanacak kanun hükmünün yeterince tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı ve kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun onama şeklindeki görüşüne katılamıyorum.