YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11848
KARAR NO : 2013/1120
KARAR TARİHİ : 06.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olmadığı kaza tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile araç içerisinde bulunan ve yaralanan yolcular için tedavi gideri, vefat eden yolcu için de destek tazminatı ödendiğini belirterek toplam 109.979,72.-TL’nin rücuen tahsili için yapılan takiplere itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatı talep etmiştir.
Davalı … Tat vekili, aracı uzun süreli kiraya verdiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı sürücü Turgut’un %100 kusuru ile kazanın oluştuğu kabul edilerek, davalı … yönünden aracı kiraladığı ve işleten sıfatı ile davalı … ve dava dışı …’in sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davalı … yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Kararı temyiz eden davalı …’e hakim tarafından HUMK’nin 434/3. maddesi gereğince 1.634,00.-TL temyiz harcının muhtıranın tebliğinden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde yatırılması, aksi takdirde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağı hususunda muhtıra çıkarılmıştır. Muhtıra davalı … ‘e 29.09.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük kesin süre içinde davalı … tarafından temyiz harcının yatırılmadığı anlaşıldığından davalı yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasında yaralanan üçüncü şahıslara … tarafından ödenen destekten yoksun kalman tazminatı ve tedavi giderlerinin rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı …’nun, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK’nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa’nın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere İşlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahip-
leri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, aracın kayden maliki davalı … olup, davalı, aracın kazadan önce diğer davalı …’e kiralanmış olduğunu savunmuş ve taraflar arasında düzenlenmiş bir kira sözleşmesi dosyaya sunulmuş ise de, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de gözönünde bulundurularak, davalı … ile davalı … Kökten arasındaki kiralama sözleşmesi dikkate alınarak, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtlan üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de, mahkemece davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın davalının vekil ile davada temsil edildiği de dikkate alınarak
karar tarihindeki AAÜT’ye göre belirlenecek vekalet ücretine bu davalı lehine hükmedilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle HUMK’nin 434/3 ve 432/son maddeleri gereğince kararın davalı … Kökten tarafından temyiz edilmemiş sayılmasına (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’na geri verilmesine 6.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.