Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/5170 E. 2019/15089 K. 05.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5170
KARAR NO : 2019/15089
KARAR TARİHİ : 05.07.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının 23.07.2007 – 30.06.2013 tarihleri arasında çalıştığını, eline geçen net ücretin 900,00 TL olduğunu, davacının haftanın 6 günü 08:00 – 21:00 saatleri arasında çalıştığını, davacının hiçbir kusuru yokken kendisine iftira atılarak, “zimmetinize para geçirdiniz” denilerek işine son verildiğini, davayı belirsiz alacak davası niteliğinde açmış olduklarını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 11.07.2007 tarihinde müvekkil şirketin … Şube Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, … şubesinin 2010 yılında …’a acente olarak devredildiğini, davacının iş akdinin 23.07.2010 tarihinde tüm hak ve borçları ile birlikte anılan acenteye geçtiğini, acente ile yapılan görüşmede taraflarına aktarılan bilgi uyarınca davacının zimmetine para geçirmesi ile ilgili tutulan 25 ve 26 Haziran 2013 tarihli tutanaklar ve savunması sonucu işveren acente … tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, yetkili mahkemenin … İş Mahkemesi’nin olduğunu, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, işverenin tek başına … olduğunu ve çıkışın da bu kişi tarafından yapılması nedeniyle husumet itirazında bulunduklarını, işyeri devrinden sonra doğmuş alacaklardan herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, davanın …’a ihbar edilmesi gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yersiz olduğunu, davacının müvekkil şirkete bağlı olarak çalıştığı dönem için ödenmemiş herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, davacı taraftan yapılan herhangi bir fazla mesai bulunmadığını, keza işyeri devrinden sonra doğmuş alacaklardan müvekkil şirketin herhangi
bir sorumluluğu bulunmadığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, davacıya hafta tatillerinin kullandırıldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait SGK kayıtları ile mahkememiz nezdinde aynı davalıya karşı, aynı mahiyette açılmış emsal 2014/174 Esas sayılı dosyasında, davacıyla yaklaşık olarak aynı tarihlerde çalışan işçinin emsal ücret araştırması celp edildiği, davacı tanıkları dinlendiği, tüm deliller toplandıktan sonra dosya hesap için bilirkişiye tevdi edilip bilirkişi raporu aldırıldığı, dosyaya sunulan 19/10/2015 tarihli bilirkişi raporu; hesap unsurları ve gerekçeleriyle dosya kapsamına uygun, usul ve denetime açık olduğu anlaşılmakla mahkememizce kabul edilerek hükme esas alındığı, davacı tarafça 07/11/2015 tarihinde dava ıslah edildiği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalıya ait iş yerinde 23.07.2007 – 26.06.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, davacı tarafça; iş akdinin davalı işverence haksız nedenle feshedildiğinin iddia edildiği, davalı işverenin ise; davacının iş akdinin acente … tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, dosya içerisinde mevcut bulunan feshe konu olay ile ilgili olarak davacıdan savunma istemi yazıları ile bir kısım belgelerin; işveren olmadığını iddia eden … Kargo A.Ş tarafından düzenlendiği, dava ihbar olunan H… tarafından Mahkeme tarafından verilen 28/01/2014 havale tarihli yazılı beyanda; “kendisinin … Kargo’da acente müdürü olarak görev yaptığını ancak personel alma ve işten çıkarma yetkisi bulunmadığını, davacının; … Kargo tarafından haklı nedene bağlı olarak işten çıkarıldığını, kendisinin dava ile bir ilgisinin bulunmadığını” açıkça ifade ettiği, ihbar olunan acente … tarafından davacı …’a hitaben yazılan tarihsiz belgede; iş akdinin 24/06/2013 tarihi itibariyle 4857 sayılı Yasa’nın 25/II madde hükümlerine göre feshedildiği ancak dosyaya sunulan ve işveren kısmında …’ın bulunduğu işten ayrılış bildirgesinde ise davacının işten ayrılış tarihinin 26/06/2013 olduğunun tespit edildiği, böylece davacının iş çıkış tarihi konusunda yazılı fesih bildirimi ile işten ayrılış bildirgeleri arasında bariz çelişki bulunduğu, ayrıca davalı işverence davacının çalıştığı iş yerinin değiştirilmeksizin acenteye çevrildiği ve şube müdürleri ile muvazaalı şekilde acente sözleşmesi imzalatılmak suretiyle muvazaalı işlem yapıldığı, zira dosya içerisinde mevcut bulunan acente sözleşmesi incelendiğinde; “acentede kullanılacak tüm araçların davalı şirket tarafından temin edileceği, iş yeri kira ise kira sözleşmesinin davalı şirket adına düzenleneceği ve kira bedelinin de davalı tarafından ödeneceği, daha önce davalı şirketin şubesi olan iş yerinde mevcut araçların kullanımının acenteye devredileceğinin belirlendiği, ayrıca acente tarafından verilecek hizmetlere ilişkin fiyatların davalı şirket tarafından verilecek hizmetlere ilişkin fiyatların davalı şirket tarafından tespit edileceği ve acentenin müşterilere verdiğini, hizmete ilişkin davalının denetim hakkının bulunduğunun” anlaşıldığı, davacı vekilince dosyaya sunulan e-mail çıktılarından; işveren olmadığını iddia eden davalı … Kargo şirketi tarafından, davacı tarafından gösterilen ve davalı iş yerinde çalışan tanıkların, mahkeme nezdinde tanıklık yapmamaları, ya da ne şekilde tanıklık yapabilecekleri ve davada nasıl hareket edebileceklerine ilişkin davalı şirket vekili ile davalı şirket yetkilileri arasında gerçekleşen yazışmalar ile tanıklar üzerinde baskı kurulduğunun anlaşıldığı, böylece davalı şirket ile şube müdürleri arasında imzalanan acente sözleşmesinin muvazaalı olduğu, gerçekte şube müdürü olan çalışanlara acente sıfatı verilmek suretiyle davalı iş yerindeki faaliyetini sürdürdüğü, bu bağlamda acente …’ın bağımsız bir yönetim hakkına sahip olmadığının bizzat acente … tarafından dosyaya sunulan yazılı beyan ile de teyit edildiği, davacının da; vermiş olduğu savunmasında ayrıntılarıyla aleyhine olan iddiaları kabul etmediği, bu bağlamda iş akdinin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde feshine ilişkin ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin ise bu ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmakla; davacı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı işverence dosyaya herhangi bir ücret bordrosunun sunulmadığı, mahkememiz nezdinde aynı davalıya karşı, aynı mahiyette açılmış emsal 2014/174 Esas sayılı dosyasında, (ki bu dava dosyası da Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06/12/2018 tarih 2015/25479 Esas ve 2018/22545 sayılı kararıyla incelenip fazla çalışma hesaplaması yönünden bozulduğu ancak ücrete ilişkin herhangi bir bozma gerekçesinin bulunmadığı, işbu dava dosyasının da Mahkeme’nin 2019/20 Esas ve 2019/92 Karar sayılı ilamıyla karara çıktığı tespit edilmiştir.) davacıyla yaklaşık olarak aynı tarihlerde çalışan işçinin emsal ücret araştırması için “… ” yazılan ücret araştırma müzekkeresine verilen cevabi yazıdan; “davacının 2013 yılı itibariyle alabileceği emsal ücretin sendikalı işçilerde net 2.000,00 TL, sendikasız işçilerde 1.500,00 TL düzeyinde olduğunun bildirildiği, bildirilen işbu ücretin davacının talebinin üzerinde olduğu, dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; taleple bağlı kalınarak davacının son aylık net ücretinin 900,00 TL, brüt ücretinin ise 1.258,90 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, yıllık izin alacağı hususunda; ispat yükü işverene ait olup davacının kıdemine göre 70 gün yıllık izin ücretine hak kazandığı, dosya içerisinde davacıya ait yıllık izin kayıtlarından 42 gün yıllık izin kullandığının tespit edildiği, böylece davacının bakiye 28 gün yıllık izin hakkının kaldığı ancak davacı taraf; son yıla ilişkin yıllık izin hakkını talep ettiği anlaşılmakla; taleple bağlı kalınarak davacının 14 günlük yıllık izin ücretine hak kazandığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, genel tatil alacağı hususunda; ispat yükü davacıda olup davacı tanık deliline dayanmıştır. Dosya kapsamında dinlenen davacı asilin beyanı ile davacı tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmakla; davacı, genel tatil ücretine hak kazanamadığı, hafta tatili alacağı hususunda; ispat yükü davacıda olup davacı tanık deliline dayandığı, dosya kapsamında dinlenen davacı asilin beyanı ile davacı tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmakla; davacı, hafta tatil ücretine hak kazanamadığı, fazla çalışma alacağı hususunda; ispat yükü davacıda olup davacı tanık deliline dayandığı, dosya kapsamında dinlenen davacı asilin beyanı ile davacı tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmakla; davacı, fazla çalışma ücretine hak kazanamadığı, delillerin değerlendirilmesi sonucunda; fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağı ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fesih ve kıdem – ihbar tazminatları bakımından;
Dava dilekçesinde davacıya iftira atılarak zimmetine para geçirildiği ileri sürülerek iş aktinin feshedildiği belirtilmiştir.
Cevap dilekçesinde ihbar olunan tarafından davacının zimmeti nedeni ile iş aktinin haklı nedenle feshedildiği savunulmuştur.
Davalı vekili eldeki temyiz dilekçesine davacı hakkındaki ceza davasına ait olduğunu belirttiği iddianamenin bilgisayar çıktısını ekleyerek feshe ilişkin olduğunu belirttiği ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini açık temyiz nedeni olarak öne sürmüştür.
Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekindeki bilgisayar çıktısı halindeki iddianamede; davalıya verilmesi gereken bir kısım paraları vermemek, tahsilden düşmemek gibi iddialar ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği gerekçesi ile kamu davası açıldığı görülmüştür.
Davalının feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının ve dolayısı ile davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedilip hükmedilemeyeceğinin belirlenmesi bakımından ceza yargılamasının “bekletici mesele” sayılarak sonucunun beklenmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/07/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.