YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3419
KARAR NO : 2019/6555
KARAR TARİHİ : 26.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin malik olduğu 315 parsel sayılı taşınmaza davalının yol yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu belirterek davalının taşınmaza elatmasının önlenmesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile bilirkişinin 11/03/2015 tarihli raporuna eklediği kroki de kırmızı renkle gösterilen davacıya ait 228,29 m2’lik alana davalının elatmasının önlenmesine, 808,00 TL ecrimisil miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava; çapa bağlı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 315 parsel sayılı ‘Tarla’ vasıflı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının çaplı taşınmaza kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraf vekillerinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Gıda Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; hükme esas bilirkişi raporunda (münavebe ürünleri getirtilmeden) Isparta Tarım İl Müdürlüğününden alındığı belirtilen 2014 yılı üretim maliyet bilgileri tablosu üzerinden (tüm dönemleri kapsar şekilde) 1 dekar alanda sulu şartlarda salçalık domates ürünü baz alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmaz yönünden ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara ait münavebe verileri İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilerek net gelir metoduna göre ecrimisil hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Ayrıca iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesi ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından ibarettir.
Bu durumda, tespit edilecek ecrimisil bedeli ile (müdahale edilen) yerin zemin değeri toplamı üzerinden yargılama gideri ve harcın hesaplanması gerekirken dava dilekçesinde belirtilen değer ile hükmedilen ecrimisil bedeli toplamı dikkate alınarak davalı aleyhine olacak şekilde fazladan harç hesabı yapılması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.