YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16256
KARAR NO : 2012/22256
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 52.474,41 TL’lik takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı vek.Av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 31.10.2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalının araçlarını çeşitli zamanlarda tamir ettiğini; bu hususun faturalarla ve cari hesap kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu alacakla ilgili davalı hakkında 52 474 TL’lik icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek, itirazın iptali ile takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevabında; müvekkilinin daha öncelerinden araçlarını davacıya tamir ettirdiğini, sonraki zamanlarda ise davacıya araç tamir ettirmediğini, dava konusu fatura, iş emri kapanış formları ve cari hesaptaki kayıtların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin imzalarının bulunmadığı, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini, dava konusu iş emri kapanış formu, cari hesap ve faturalarda kayıtlı araçlarını davacıya tamir ettirmediğini, davalıya borçlu bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, tüm dosya kapsamından; davacı ve davalı arasında filo satış ve sonrası bakım sözleşmesinin imzalandığı, davalı kabul etmese de taraflar arasında ticari ilişkinin sabit olduğu, düzenlenen iş emri nedeniyle bu sözleşmeye göre ve sözleşmenin süresinden sonrada davacının davalının araçlarına bakım ve onarım yaptığı, yine davalı kabul etmese de SGK’dan gelen yazıdan da anlaşılacağı üzere iş emirlerinde imzası bulunan şahısların bir kısmının davalı çalışanı olduğu, bir kısım iş emrinde davalı çalışanının imzası olmadığı ancak bunlardan bir kısmınında daha önce tamir gören araç olduğu, yine iki aracın çekici ile getirildiğinin sabit olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davalı taraf kabul etmese de davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamasına karşın davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve TTK 85. Maddesi gereğince lehine delil vasfında olduğu, TTK 86 maddesi gereğince bir tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulup diğerininki kanununa uygun tutulmaz ve tutulmayan taraf usulüne uygun tutulan tarafın defterlerinin aksini muteber delille ispat edemezse tutmayanın aleyhine delil olur hükmü dikkate alındığında davacının kanuna uygun tutulan defterlerinin davalı aleyhine delil olduğu, davalının bu durumun aksini muteber delille ispat edemediği, tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında davacının davasının asıl alacak olan 52.474,41 TL yönünden sübut bulduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne, itirazın asıl alacak yönünden iptaline, takipten önce davalı temerrüte düşürülmediğinden faizin takipten itibaren başlatılmasına, davalının likit olan borcuna karşılık haksız olarak itirazda bulunduğu dikkate alınarak asıl alacağın %40’ı olan 20.989,76 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir gerekçesiyle davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.BK.nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işin yapılıp teslim edildiğini ve iş bedeline hak kazanıldığını kanıtlama yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat külfeti ise iş sahibine düşer.Mahkeme ilamında yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı taraf fatura, cari hesap, iş emri kapanış formlarında imzalarının bulunmadığını, bunların tektaraflı olarak düzenlendiğini, gerçeği yansıtmadığını, dava konusu araçları davalıya tamir ettirmediğini ileri sürerek akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacı yüklenici işin yapılıp teslim edildiğini ve iş bedeline hak kazandığını ispatla yükümlüdür. Taraflar arasındaki filo satış ve bakım sözleşmesi 25.01.2008 tarihli olup, 12 ay sürelidir. Davaya konu faturalar ve iş emri kapama formları daha sonraki tarih olan 30.01.2009 tarihinden itibaren başlamaktadır. Dolayısıyla faturaların filo satış sözleşmesiyle ilgileri yoktur. Davaya konu araçların tamirine ilişkin olarak bir kısım iş emri kapanış forumlarında imzaları bulunan kişilerin iş emirlerinin ve faturaların düzenlendiği tarihlerde davalının çalışanı olup olmadığı, çalışanı ise imzaların bu ismi geçen kişilere ait olup olmadıklarının araştırılmasının yapılmadığı, bir kısım iş emri kapanış formlarında (dava edilen alacağın 10.857,18 TL’lik kısmı) hiç bir isim ve imzanın da bulunmadığı sabittir. Bilirkişi (muhasebeci) raporuna göre “davacı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu belirtilmesine karşı davacı şirkete ait 2009 yılı yasal ticari defterlerinin 6762 sayılı TTK, 213 sayılı VUK ve 3568 sayılı Kanunun Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine uygun olarak işlenmediğinden davalı şirketten alacağının bu defterler üzerinden tespit edilemediği, ibraz edilen cari hesap dökümlerinden davacı şirketin davalıdan 52.464,41 TL alacaklı olduğunun görüldüğünün, davacı şirket tarafından irsaliyeli faturalarda faturaların ve fatura muhteviyatlarının teslimine ilişkin bir kaydın görülmediği” bildirilmiştir. Mahkemece, araçlar üzerinde de inceleme yapılmamış davaya konu fatura ve iş emirlerinin münderecatının tamirlerle uyumlu olup olmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece, dosya üzerinden alınan soyut bilirkişiler (makina mühendisi, muhasebeci) raporuna göre eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş, davacı tarafından dava konusu araçların tamirine ilişkin olarak düzenlenen iş emri kapanış formlarındaki ismi geçen kişilerin iş emirleri ve faturaların düzenlendiği tarihlerde davalının çalışanı olup olmadığı çalışanı ise imzaların bu kişilere ait olup olmadığı tam ve sağlıklı olarak tespit edilmeli, dava konusu tamire konu araçların üzerinde de inceleme yapılarak iş emri ve fatura muhteviyatlarının uyumlu olup olmadığının da tespiti yapılarak deliller tam olarak toplanmalı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen, üzerinde hiçbir isim ve imza bulunmayan bir kısım iş emri kapanış formlarında ve faturalarda belirtilen (10.857,18 TL) kısımla ilgili olarakta davacı taraf delil listesinde yemin deliline dayanmış olduğundan davacı tarafın davalı tarafa yemin teklif etme hakkıda hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmiştir. Diğer yandan, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılama ile belirlendiğinden likid değildir. Likid olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmolunmuş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.