Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2017/3270 E. 2019/1968 K. 25.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3270
KARAR NO : 2019/1968
KARAR TARİHİ : 25.03.2019

19. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/896-2014/6

Taraflar arasındaki menfî tesbit davasının yapılan yargılaması sonucunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– KARAR –

Davacı vekili, davacının borcu nedeniyle taraflar arasında sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereğince bonolar verildiğini, alacağın aynî olarak itfa edildiğini, davalının bonoların tamamı hakkında ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi yaptığını, takibe yapılan itiraz nedeniyle Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesince haczin durdurulması kararı verildiğini, bonoların teminat niteliğinde olduğundan kıymetli evrak vasfı olmadığını iddia ederek icra takibinin iptalini, davalıya borçlu olmadığının tesbiti ile davalı aleyhinde kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, Kahramanmaraş 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/5728 esas sayılı icra dosyasıyla başlatılan icra takibinin Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/644 E-2012/63 K sayılı kararı ile iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı alacaklının icra takibine dayanak bonolardan dolayı alacaklı bulunduğuna dair ispat yükünün davalıda olduğu, takibin iptal edilmesi nedeniyle davacı borçluya karşı alacak davası açabileceği, bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Kahramanmaraş İcra Müdürlüğü’nün 2010/5728 esas sayılı takip dosyasından dolayı menfî tesbit davasıdır. Mahkemece bu takip dosyasının Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/644 E-2012/63 K sayılı ve 31/01/2012 tarihli kesinleşmiş kararı ile iptal edildiğinden davalı alacaklının bundan sonra davacıya sadece alacak davası açabileceği, bu nedenle davacının hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu karar doğru olmamıştır. Davacı borçlu kendisine karşı yapılan takibe karşı hem Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi’nde ödeme merine karşı borca itiraz davası hem de eldeki dava ile menfî tesbit davası açmıştır. Hemen belirtelim ki davacının dava tarihi itibariyle menfî tesbit davası açmakta hukukî yararı vardır ve bu hukukî yarar icra hukuk mahkemesince takibin iptal edilmesiyle ortadan kalkmaz. Davacı sadece takibin iptalini istediğinden dava konusu takip iptal edilmekle dava konusuz kalır. Bu durumda mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmeli, ancak buna ek olarak işin esasını inceleyip davacının dava tarihi itibariyle haklı olup olmadığı saptanıp buna göre tazminat talebi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti talepleri hakkında da bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.