YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12173
KARAR NO : 2019/4430
KARAR TARİHİ : 15.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.01.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve zararın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.03.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaza elatmasının önlenmesine, fen bilirkişisinin raporunda A ve B harfleri ile gösterilen kayaların davalı tarafından kaldırılmasına, 108,75 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesinde; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, hükmedilen miktar karar tarihi itibariyle 5219 sayılı Yasanın 2 A maddesinin c fıkrası gereğince HUMK’nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının altında olduğundan karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyizi halinde mahkemece veya 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay’ca temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
Dosya içeriğine göre, dava değeri 1.000,00TL olarak gösterilmiş, davacı vekili yargılama sırasındaki beyanında bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 108,75TL zararın tazminini talep etmiş, mahkemece bu miktar üzerinden karar verilmiştir. Dava değeri ve hükme esas alınan miktar karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından davalı tarafın temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.05.2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.