YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3003
KARAR NO : 2009/7123
KARAR TARİHİ : 14.04.2009
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 14.04.2009 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki evliliğin 27.02.2008 tarihinde sonlandığı anlaşılmakla bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı ile boşandıklarını, kararın henüz kesinleşmediğini, boşanma kararıyla lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, davalının mallarını kaçıracağı duyumunu aldığını, lehine hükmedilen tazminatlar ile nafakaların tahsil edilebilmesi için, Türk Medeni Kanununun 199. maddesi gereğince davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişiler-deki hak ve alacakları üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlanmasını istemiştir.
Mahkemece;Türk Medeni Kanununun 199. maddesine dayanılarak davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Tarafların, Adana 4. Aile Mahkemesinin 2005/865 esas sayılı kararıyla boşandıkları, boşanma kararının 27.2.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 199. maddesi, “evliliğin genel hükümleri” içinde yer alır ve evlilik devam ettiği sürece uygulanabilecek olan bir hükümdür. Bu düzenleme, geçici nitelikte bir ihtiyati tedbir değil, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün gerektirdiği ölçüde birliği korumaya yönelik bir davadır. Evliliğin sona ermesinden sonra bu hükmün uygulanması imkanı kalmaz. Maddenin gerekçesinde yer alan “…çoğu olaylarda, ayrılık veya boşanmaya kararlı olan koca, sırf kadına nafaka ve tazminat ödememek için mevcut mallarını başkalarına devretme yoluna gitmekte, nafaka yada tazminat hükmü alan kadın, kocadan icra yoluyla her hangi bir tahsilat yapamamaktadır. Bu hüküm sayesinde hakim, eşlerin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına yönelik önlem niteliğinde olmak üzere, bu tür tasarrufların diğer eşin rızasına bağlı olduğuna karar verebilecektir…” şeklindeki açıklama, evliliğin sona ermesinden sonra da tasarruf yetkisinin sınırlanacağı şeklinde anlaşılamaz. Gerekçedeki bu açıklama , böyle bir hükme hangi nedenle ihtiyaç duyulduğunu açıklamaya yönelik olup, lehine nafaka ve tazminata hükmedilmesi ihtimal dahilinde olan tarafın, evlilik birliği devam ediyorken, maddenin sağladığı korumadan yararlanabileceğini ifade içindir. Boşanmadan sonra, lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş olan tarafın, hükmedilen bu tazminat ve nafakaların tahsil edebilmek için, başvurabileceği yol, Türk Medeni Kanununun 199. maddesi değil, usulün ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerini harekete geçirmektir. Her davanın, açıldığı tarihteki duruma, başka bir ifade ile fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanacağı doğrudur. Ne var ki, tıpkı feragat ve kabulde olduğu gibi, davanın devamı sırasında meydana gelen ve sonuca etkili olan olayların da nazara alınması gerekir.Tarafların evliliği boşanma kararıyla 27.2.2008 tarihinde sona erdiğine göre, davacının Türk Medeni Kanununun 199. maddesine dayanan talebinin konusu kalmamıştır. Öyleyse, asıl taleple ilgili olarak konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir. Verilen hükmün onanması, taraflar boşanmış oldukları halde, karara icra edilebilirlik kazandıracaktır. Bu ise, evlilik sona erdiği halde, davalının tasarruflarının davacının rızasına bağlı tutulması sonucunu hasıl eder ki, maddenin amacı bu değildir. Açıklanan sebeple değerli çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.