Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/2087 E. 2019/2254 K. 28.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2087
KARAR NO : 2019/2254
KARAR TARİHİ : 28.03.2019

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPATLİ TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava dışı oğlunun davalıdan borç para aldığını ve bir kısmını geri ödemekte güçlüğe düştüğünü, davalının bu borç nedeniyle güvence olarak taşınmazına haciz koyduracağı telkini ile kendisini tapu müdürlüğüne götürdüğünü, maliki olduğu 2587 ada 457 sayılı parseldeki 11 no’lu bağımsız bölümünü davalıya satış yoluyla devrettiğini, okur yazar olmaması nedeniyle davalı tarafından kandırıldığını, tapuda yapılan işlem ile sadece haciz konulduğunu sandığını, davalının kira istemesi üzerine satış işlemini öğrendiğini, öte yandan temlik tarihinde kanser hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar ve aldığı kemoterepi neticesinde akli dengesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, çekişmeli bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı …, davacının teyzesi olduğunu ve oğlunun arta kalan 37.000,00 TL borcu için çekişmeli bağımsız bölümü satmayı teklif ettiğini, kabul etmesi üzerine taşınmazı haciz yüklü alıp, satış bedelinin bir kısmını banka kanalıyla davacıya ödediğini, bir kısmını da taşınmaz üzerindeki haczi kaldırabilmek maksadıyla haciz alacaklısı olan davacının kızına ödediğini, aslında anlaşmaları gereğince haczi davacının kaldırması gerektiğini, ne var ki yapmadığını, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Mahkemece, temlik tarihinde davacının fiil ehliyetinin bulunduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile saptandığı, davacının iradesinin sakatlandığı iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, akit tarihi itibariyle davacının hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporu ile saptandığı, davacı asilin 30.10.2014 tarihli celsede aynen; ‘’ evi üzerine alınca benden kira istedi, o zaman durumu anladım, satım işleminden 6-7 ay sonra kira birikti niye vermiyorsun dediği zaman durumu öğrendim ‘’ şeklinde beyanda bulunduğu, 6098 sayılı TBK’nun 39. maddesinde; ‘’ Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. ‘’ düzenlemesine yer verildiği, davacının hileye düştüğünü 2012 yılı ortalarında öğrendiği eldeki davayı 14.07.2014 tarihinde açtığı, dolayısıyla anılan yasal düzenleme karşısında hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Davanın reddi bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 8.50 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.