YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/192
KARAR NO : 2019/3026
KARAR TARİHİ : 27.06.2019
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-karşı davalı vekili Avukat … ile davalı-karşı davacı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemine, karşı dava ise işin sözleşme şartlarına göre yapılmaması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan tarafların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlaına gelince;
2-Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı lehine icra inkâr tazminatına, davalı lehine ise kötüniyet tazminatına hükmedildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkâr tazminatı verilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likid) olma şartını da kapsar. Alacağın varlığı ile miktarı, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden ve bu nedenle likid bir alacaktan söz edilemeyeceğinden mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi davacının icra takibi başlatmasında haksız ve kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi de hatalı olmuş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın hüküm fıkrasının “A” bendinin 3. ve 4. sırasının metninden çıkartılarak, yerine “Koşulları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatına ve davalının köyüniyet tazminatına ilişkin talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2.037,00’er TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan, 395,10 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.