Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/16286 E. 2012/22209 K. 30.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16286
KARAR NO : 2012/22209
KARAR TARİHİ : 30.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde toplam 10.900 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemenin 2006/29 Esas sayılı dava dosyası ile, 2009/84 Esasında açılan dava dosyası da iş bu dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece davanın ve birleşen davaların reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili (16.05.2001 tarihli) dilekçesi ile; muris…’nin, 15.11.1972 tarihinde vefatı ile mirasçı olarak davacılar ile davalının eşi …’i bıraktığını; dava konusu taşınmazın, kadastro çalışmalarında davalı … adına tespit gördüğünü; ancak, bu tutanağın kesinleşmediğini, davalının eşi …’in, satın aldığını iddia ederek diğer mirasçılara taşınmazı kullandırtmadığını; bu nedenle satış senedinin iptali için dava açıldığını ve …’nin …’ye satış yapmadığının tespitine karar verildiğini, bu davanın yargılaması sırasında davalı tarafından açılan tescil davasında ise taşınmazın davalı adına tesciline karar verildiğini; mirasbırakanın oğlu …’e yaptığı satış geçersiz olduğundan, …’in davalıya (eşine) yaptığı tasarrufunda geçersiz olduğunu; davalının, taşınmazı fiilen kullanması nedeniyle davacılara tazminat ödemesi gerektiğini iddia ederek; 1996-2000 yılları için şimdilik toplam 10.900 TL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; önceki görülen davada, murisin sağlığında taşınmazı oğlu …’e sattığını, davacılardan bir kısmının kabul ettiğini; mahkemece taşınmazın müvekkili adına 20 yılı aşkın zilyetlik nedeniyle tesciline karar verilmiş olduğu halde; tapulama tutanağına itiraz edildiğinden, tespitin kesinleşmediğini; tapulama tutanağı iptal ettirilmeden böyle bir davanın açılamayacağını savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemenin, 2006/29 Esas sayılı dava dosyası ile, 2009/84 Esas sayılı dava dosyaları da iş bu dava dosyası ile birleştirilmiştir.Mahkemece, “…satış yapıldıktan 1989 tarihine kadar niza konusu taşınmaz ile ilgili herhangi bir davanın davacılar tarafından davalı aleyhine dava edilmediği, yine tanık beyanlarında sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazın 30-35 yıldır davalı tarafından kullanıldığı, üzerindeki ağaçların onun tarafından dikilip yetiştirildiği, bu zamana kadar davacılar tarafından söz konusu taşınmaza herhangi bir müdahalenin olmadığı…” davacı tarafın davasını ispat edemediğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davada ve birleşen davalarda; muristen intikal eden yeri davalının haksız kullandığı ileri sürülerek; dönemler halinde ecrimisil talep edilmiştir.
Dava konusu yerle ilgili taraflar arasında görülüp sonuçlanan Kadastro Mahkemesindeki davada; taşınmazın, muris …’ye ait olduğu ve ölüm tarihine (1972 yılına) kadar bizzat zilyet olup kendisinin kullandığı, zilyetliği terk etmeyip …’ye devretmediği; dolayısıyla, …’nin eşi olan davalıya yaptığı satışında satıcının hak ve yetkisi olmaması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle; taşınmazla ilgili davalı adına olan tespitin kısmen iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tapuya tesciline karar verildiği, kararın 06.11.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, birleşen mahkemenin 2006/29 Esas sayılı davası 14.03.2006 tarihinde; 2009/84 Esas sayılı davası ise 24.11.2009 tarihinde açılmış olup, yukarı da sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonrasına aittir. Dava konusu taşınmazda davalının haksız işgalci olduğu kesinleşen mahkeme kararı ile saptanmış bulunduğundan; 06.11.2005 tarihinden itibaren, taşınmazın tarla vasfı ile getirebileceği ecrimisil bedeli belirlenip; davacıların hisselerine düşen miktarların hüküm altına alınması gerekmektedir.Mahkemece; yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bundan ayrı, karar başlığında davacı olarak sadece …’nin ismi geçmektedir. Oysa, diğer mirasçıların; birleşen 2009/84 Esas sayılı dava dosyası dışındaki davalarda, davacı olarak yer aldıkları anlaşılmaktadır.Tüm tarafların karar başlığında gösterilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.