Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18438 E. 2012/22326 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18438
KARAR NO : 2012/22326
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tarafların müşterek çocukları olan 11.05.2004 doğumlu … için dava tarihinden itibaren aylık 500 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk için aylık 300 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacı anneye verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davacı vekili dilekçesinde davalının hem Türkiye’de hem de İsviçre’de yaşadığını belirterek davalının Türkiye’deki adresinin Nüfus Kayıt sisteminden çıkartılarak dava dilekçesinin kayıtlı adrese gönderilmesini talep etmiştir.Davalı temyiz dilekçesi ile; müvekkilinin ikamet adresinin İsviçre de olduğunu, davacının da dilekçesinde davalının İsviçrede ikamet etmekte olduğunu, davalının müşterek çocuğu İsviçre de ayda bir kez uzman gözetiminde 4 saat gördüğünü beyan ettiğini, bu itibarla dosya kapsamındaki bilgilerden davalının yurtdışı adresine ulaşılabilecek iken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı bir şekilde ilanen tebliğ yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmaksızın ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
6100 sayılı HMK’ nun 27.maddesinde davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.Dava dilekçesi davalıya ilanen tebliğ olunmuştur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28 vd. maddelerinde ilanen tebliği usulü açıklanmıştır. İlanen tebliğe karar verilmesi için ilgilinin adresinin meçhul olması gerekir.Somut olayda mahkemece; davacının talebi doğrultusunda davalının yurtiçi adresi araştırmış, adresin tespit edilememesi üzerine başkaca bir adres araştırılması yapılmaksızın ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir, o nedenle adres araştırmasının titizlik ve kararlılıkla yapılması zorunluluğu açıktır. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının İsviçre’de ikamet ettiğini ifade etmiştir.Davalının mahkemece zabıta araştırması sonucu adresi bulunamadığından ilanen tebliğe karar verilmiştir. Davalının, İsviçre’deki adresinin ülke konsolosluğundan yada adresi bilebilecek resmi kurumlardan yeterli adres araştırması yapılmadan, davalıya dava dilekçesinin ilanen tebliğinin usule uygun olmadığı açıktır.Bu bağlamda; davalının adresi yeterince araştırılmadan davalı duruşmaya çağırılmadan, eş anlatımca; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36.maddesi ile HUMK’nun 73, 6100 sayılı HMK 27 ve A.İ.H. Sözleşmesinin 6.maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı yan; dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe ve Hukuki Dinlenilme Hakkı’nın kullanılmasına imkan verilmeden hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Prof. Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt II sh.1876 vd).Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur ve mahkemenin, bozma ilamını ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun amir hükmü gereğidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.