YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14841
KARAR NO : 2013/16816
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten inşaat malzemesi satın aldığını ve davalı şirketin fatura kestiğini, 2009 yılında sahte ve yanıltıcı belge sorgulaması yapan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın müvekkiline “hakkında olumsuz rapor ya da tespit bulunan mükelleflerden alışları olması sebebiyle düzeltme beyannamesi verilmesi ya da olumsuz alışlara isabet eden KDV’nin 4 katı tutarında teminat verilmesini” isteyen bir şekilde yazı gönderdiğini, müvekkilinin davalı şirketin düzenlediği sahte faturalar nedeniyle Vergi Dairesi’nin isteği doğrultusunda düzeltme beyannamesi verdiğini ve faturalar için ödemek zorunda kaldığını ve mevzuat gereği iadeye/mahsuba tabi olmayan KDV tutarlarının tahsili için müvekkili tarafından davalı aleyhine Bursa 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12985 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından davacıya mal satılıp teslim edildiğini, ancak bu malları KDV iade garantili olarak satmadığını, davacının almadığı KDV iadesinin muhatabının müvekkili olmadığını, devletin yaptığı yanlış uygulamanın ancak devlete açılacak davalarla düzeltilebileceğini, davacının müvekkili ile yaptığı alışverişin gerçek alışveriş olduğunu ispat ederek KDV alacağını alma imkanı olduğunu, bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının davacıya 5.320,20 TL KDV yönünden borcu olduğu, takip tarihinden önce davalının ayrıca temerrüde düşürülmediği, bu sebeple davalının takip tarihine kadar faiz borcu bulunmadığı gerekçesiyle asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, takip tarihine kadar işleyen faiz yönünden davanın reddine, %40 tazminat olan 2.128,08 TL’nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Bursa 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12985 E. sayılı dosyasında 5.320,20 TL asıl alacak, 263,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.583,88 TL’nin tahsilini istemiş, davalı bu takibe karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde asıl alacak ve faize itiraz etmiştir. Bu itiraz üzerine davacı açmış olduğu iş bu itirazın iptali davasında sadece asıl alacak tutarı olan 5.320,20 TL’yi dava değeri olarak gösterip bu miktar üzerinden harç yatırmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanın asıl alacak miktarı bakımından alacaklı olduğu karar altına alınmıştır. Bu durumda açılan davadaki harca esas değer olarak gösterilen miktar ile hüküm altına alınan miktar arasında reddedilen bölüm bulunmamaktadır. Mahkemece davanın kabulü şeklinde hüküm oluşturulması gerekirken işlemiş faize yönelik bir talep varmış gibi işlemiş faize yönelik hüküm oluşturulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.