Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18507 E. 2013/10639 K. 22.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18507
KARAR NO : 2013/10639
KARAR TARİHİ : 22.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2012 tarih ve 2008/314-2012/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 05/04/2006 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi’ne dayanarak müvekkilinden 30.500 TL kredi kullandığını, 08/11/.2006 tarihli ihtarname ile hesabın kat edilmesine rağmen kredi borcunun davalı ve dava dışı müşterek borçlu ve müteselsil kefil Laloğlu Otomotiv Ltd. Şti. ve Selami İriş tarafından ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL alacağın kredi tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi oranları üzerinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 16/04/2012 tarihinde talebini 42.242,59 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kullandırılan 30.500 TL kredinin süresi içinde ödenmediğini, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 42,242,59 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.000,00 TL’sine temerrüt tarihi olan 18/11/2011 tarihinden, geri kalanına da ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletmek suretiyle 47.242,59 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır.
Davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah dilekçesi verip, harcını yatırmak suretiyle de talep edebilir. Kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır. Dolayısıyla davacı banka, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, her bir taksit tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de ıslah dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. O halde ıslah edilen kısım itibariyle de asıl alacak için dava gününden itibaren temerrüt faizi istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen bölüm için dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla mahkemece ıslah edilen bölüm için ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklandığından, mahkemece avans faize hükmetmek gerekirken yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmemiş davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.