Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/15156 E. 2012/21785 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15156
KARAR NO : 2012/21785
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 8.776,25 TL’lik takip nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Miktar itibariyle duruşma talebinin reddine karar verilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalı kooperatif tarafından … 3. İcra Müdürlüğünün 2008/8487 Esas sayılı icra takibi ile arsa sahipleri davacı ve diğer dava dışı kişiler aleyhine (9 kişi) dava konusu olan B bloktaki arsa sahiplerine düştüğü iddia olunan 14 adet bağımsız bölüm için 2008 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarına ait olarak davalı kooperatif tarafından apartman site yönetimine yatırılan site ortak gider alacağı olan 8750 TL’lik icra takibi yapıldığını, davacının icra takibine süresi içerisinde itiraz edemediğini, ancak bu takip nedeni ile davalıya borçlu bulunmadığını, zira davacıya arsa sahibi olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve hissesine göre sadece 1 adet bağımsız bölüm düşeceğini, diğer arsa sahiplerine düşecek bağımsız bölümlerden sorumlu olamayacağını, dava konusu yer ile ilgili bir kısım arsa sahipleri tarafından diğer arsa sahiplerine karşı arsalarını kooperatife devredecekken yanlışlıkla kooperatif müteahhitine devrettikleri iddiası ile mülkiyete ilişkin olarak …1. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığını, bu mahkemece tapu üzerine tedbir şerhi konulduğunu, bu şekilde ihtilafların devam ettiğini, aidata konu dairelerin davacıya ve diğer arsa sahiplerine teslim edilmediği gibi hangi arsa sahibine hangi dairenin düşeceğinin de belirlenemediğini, bu nedenle yapılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacı ve dava dışı bir kısım kişilerin arsalarını tahsis suretiyle davalı kooperatife devrettiklerini, kooperatifle arsa sahipleri arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre, bir kısım bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine bir kısmının da kooperatife bırakıldığını, kooperatif tarafından bu arsa üzerine A ve B blok olarak iki blok inşaatına başlandığını B blokun (apartmanın) bitirildiğini ve oturulmaya elverişli hale geldiğini, bu bloktaki 14 adet bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği arsa sahiplerine ait olduğunu, ancak arsa sahiplerinin kendi aralarında açtıkları devam eden davalar nedeniyle ve anlaşılamamasından dolayı bu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine teslimine ilişkin bütün prosedürlerin davalı kooperatif tarafından yerine getirilmesine rağmen teslim almaktan kaçındıklarını, kooperatif hissesine düşen diğer bağımsız bölümlerin ise noter huzurunda çekilen kuralar neticesinde ortakların bu bağımsız bölümlere yerleştiğini ve apartman yönetiminin de kurulmuş olduğunu, davete rağmen arsa sahibi davacı ve diğer arsa sahiplerinin kat malikleri kurulu toplantısına katılmadıklarını kat malikleri kurulu toplantısında da aylık 125 TL aidat kararlaştırıldığını, davacı ve dava dışı arsa sahiplerine tahsis edilen 14 bağımsız bölümün 2008 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarına ilişkin olarak aylık daire başı 125 TL den toplam 14 daire için 8750 TL aidatın kooperatif tarafından apartman yönetimine ödendiğini, bu nedenle bu bedelin tahsili için davacı ve diğer arsa sahipleri aleyhine icra takibi yapıldığını, bir kısım arsa sahiplerinin icra takibine itiraz ettiklerini ve onlar için … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/94 Esas sayılı itirazın iptal davasının devam ettiğini, arsa sahipleri arasındaki davaların da devam ettiğini, davalı kooperatifin bütün edimlerini yerine getirmesine rağmen davacının aidat borcunu ödemediği ileri sürülerek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, öncelikle site yönetiminin oluşturulduğu 12160 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliği ile kayıtlı olup taşınmazda herhangi bir şekilde kat irtifakı yada kat mülkiyeti oluşturulmuş değildir. Taşınmaz hisseleri oranında…, …, …, …, …, …, …, davacı … ve avans pay olarak davalı kooperatif adlarına hisseleri oranında tapuda kayıtlıdır. Dosya içerisinde mevcut olmamakla birlikte taşınmazın davalı kooperatife, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile tahsis edildiği ve davacı arsa malikine hissesi oranında bir daire isabet ettiği ihtilafsızdır. Davalı kooperatifin beyanları doğrultusunda, kooperatifin A ve B bloklardan oluştuğu ve toplamda 80 Bağımsız Bölüm oluşturulacağı, bu bloklardan B blokun yapımının bittiği ancak A Blokun dava tarihi itibarı ile yapımının devam ettiği, her iki blokta da arsa maliklerine isabet edecek daire veya dükkanların bulunduğu , davacı ile diğer arsa sahiplerinin hangi bloktan ve kaçar adet daire ve dükkan alacaklarının bilinmediği belirlidir. Dolayısıyla davacıya hangi bloktan daire verileceği belirli olmadığı gibi davaya konu B bloktan da arsa maliki olarak davacıya teslimi yapılmış herhangi bir bağımsız bölüm bulunmamaktadır. Buna göre arsa maliki olarak daire teslimi yapılmayan ve tasarrufta bulunmayan davacıdan aidat talep edilmesi mümkün değildir. Keza dosyada belirli olduğu üzere taşınmazın aynı yönünden yargıya taşınmış ihtilaf bulunmasına rağmen, davalı kooperatif tarafından, arsa maliklerine teslim yükümlülüğünün yerine getirilmeksizin kendi üyelerine daire tahsis etmesi ve bu üyeler ile apartman yönetimi oluşturması imkanı da bulunmamaktadır. Taşınmaz müşterek mülkiyet hükümleri doğrultusunda arsa malikleri adına kayıtlı olduğundan ve arsa malikleri kurulu tarafından taşınmazın yönetimi yönünden alınmış bir karar bulunmadığından, arsa maliklerine ilişkin site yönetim kararının arsa malikleri açısından geçerliliği bulunmamaktadır. Kaldı ki; aidat alacağı 14 adet bağımsız bölüme ilişkin olup bu bağımsız bölümlerden birinin davacıya ait olduğu belirli olmadığı gibi tüm bu bağımsız bölümlere ilişkin aidatın da bir bağımsız bölüm alacağı bulunan davacıdan istenmesi yahut müştereken ve müteselsilen istenmesi de hakkaniyete aykırıdır. Davalı kooperatifin kendisinin sebebiyet vermiş olduğu eylemden dolayı ödemiş olduğu aidatı davacıdan talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından açılan davanın kabulüne, ancak davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulüne, kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davalı taraf 17.3.2009 tarihli dilekçesinde … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/94 Esas sayılı itirazın iptali davası ile bu davanın birleştirilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu dosya celpedilip incelenmeden birleştirilmesi gerekip gerekmediği tespit edilmeden ve davacı tarafın bu birleştirme talebi ile ilgili olumlu ve olumsuz bir karar verilmeden hüküm kurulmuş olması;Davaya konu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin celbedilerek incelenip gerekirse mahallinde keşif yapılarak dava konusu inşaatı tamamlanan B bloktaki hangi bağımsız bölümlerin hangi arsa sahiplerine düştüğü, arsa sahiplerine düşen bu bağımsız bölümlerin fiilen paylaşımın mümkün olup olmadığı, ortak gider alacağı için arsa sahiplerinin herbirinin ayrı ayrı olarak tapudaki hissesine göre sorumlu bulunup bulunamayacağı araştırılıp tespit edilmeden;
Tarafların bahsettiği ve arsa sahiplerinin açmış oldukları mülkiyete ilişkin dosyalar ve varsa diğer dosyalar celbedilerek uyuşmazlığın çözümünde (arsa sahiplerine düşen veya düşecek dairelerin tesliminde) arsa sahiplerinin ya da kooperatifin kusurlu bulunup bulunmadığı araştırılıp tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.