Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3695 E. 2019/6558 K. 26.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3695
KARAR NO : 2019/6558
KARAR TARİHİ : 26.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 100 ada 22 parselde kayıtlı 24 nolu bağımsız bölümde vekil edeninin hak sahibi olduğunu, fakat 1997 yılından beri davalının dava konusu taşınmazı kullandığını ve payına düşen geliri ödemediğini belirterek elde edilen gelirden müvekkiline düşen kısmın tespiti ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile birlikte dava konusu taşınmazda malik olduğunu, davacının iddiasının doğru olmadığını, ihtar tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık süreyi kapsayacak şekilde ecrimisil talep edilebileceğini, öncesinin zamanaşımına uğradığını, davacının hissesine düşen aylık kira bedelinin başka bir dairenin kira gelirinin tahsis edilmek suretiyle ödendiğini, davacının da bizzat dükkanda çalıştığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, 19/09/2008-18/09/2009 dönemi için 8.892,00 TL, 19/09/2009-18/09/2010 dönemi için 9.684,00 TL, 19/09/2010-18/09/2011 dönemi için 10.860,00 TL, 19/09/2011-18/09/2012 dönemi için 11.292,00 TL, 19/09/2012-18/09/2013 dönemi için 12.000,00 TL olmak üzere toplam 52.728,00 TL’nin 20/11/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, ecrimisilin hüküm altına alınabilmesi için, davalının kötüniyetli müdahalesinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatı gerekir.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereğince de, “Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” düzenlemeleri mevcuttur.
6100 sayılı HMK’nin 189/3 maddesi “Kanun’un belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.” hükmünü amirdir. Aynı Kanun’un 200/I maddesi “senetle ispat” ve 200/II maddesinde de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. Yine, aynı Kanunun 201.maddesinde de; “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibin beşyüz liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” denilmekte; 203.maddesinde de; “senetle ispat zorunluluğunun istisnaları” düzenlenmiş ve hangi hallerde tanık dinlenebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davalı vekili cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış ve suvunmasında da kira tahsisi yolu ile ödeme, birlikte çalışma vb iddialarda bulunmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin tanık dinletme talebi 18.02.2015 tarihli ve 1 nolu ara karar ile reddedilmiştir.
Mahkemenin ödeme iddiasına yönelik yukarıda belirtilen kanun maddeleri uyarınca (ecrimisil miktarı da dikkate alındığında) tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi doğru olmakla beraber, ödeme iddiası dışında cevap dilekçesinde belirtilen ve ancak tanık vb delil ile ispat edilebilecek konularda isimleri bildirilen tanık ve/veya tanıkların usulü dairesinde dinlenmesi gerekmektedir.
O halde, Mahkemece davalı tanıkları usulüne uygun davet edilip ödeme iddiası dışındaki diğer konularda dinlendikten sonra oluşacak sonuca göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı tanıkları dinlenmeden eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kira araştırması yapılmadan varsayımsal olarak ecrimisilin hesaplandığı, mahkemece bilirkişi incelemesi sonucu yapılan hesaplamalara göre davalı aleyhine ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde oluşturulacak bilirkişi heyeti marifeti ile yine yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde emsal araştırması yapılarak ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması da isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığını, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.