YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15702
KARAR NO : 2019/32243
KARAR TARİHİ : 30.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Sanık …’ın temyiz istemine ilişkin incelemede;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih, 2013/7-591 Esas ve 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 13.03.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 01.04.2013 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2016/12310 Esas numarasında kayıtlı Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/833-1807 Esas- Karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 23.03.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.04.2013 olduğu,
Anılan dosyada sanığın eyleminin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak anılan dosyanın incelenip gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesinin gerekmesi,
Kabule göre ise;
1. Yapılan ihbar üzerine sanıkların içinde bulunduğu yolcu otobüsünde önleme araması kararına istinaden yapılan aramada sanık …’ın bagajında 250 karton, sanık …’nın bagajında 310 karton Prestige marka kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanıkların savunmalarında birbirlerini tanımadıklarını, aynı otobüste yakalanmaları nedeniyle haklarında birlikte işlem yapılmış olduğunu beyan etmeleri, dosya kapsamında sanıkların eylemlerinin iştirak halinde gerçekleştiğine ilişkin delil ve kabul bulunmaması karşısında, sanıklara atılı eylemlerin şahsi ve fiili bakımdan birbirinden bağımsız olaylar oldukları, aralarında bir irtibat bulunmadığı, sanıklar hakkındaki soruşturmanın birlikte yapılmış olmasının davaların birlikte görülmesini de gerektirmeyeceği cihetle, sanıklar hakkında birlikte açılmış kamu davasının tefriki yerine birlikte görülerek sonuçlandırılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2. CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan sanığın mahkemedeki savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği nazara alınarak, Gümrük İdaresince hesaplanacak “eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı olan miktarın kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/9. fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken “Vergi kaybı nedeniyle oluşan maddi zararının tazmin suretiyle tamamen giderilmiş olmaması ve daha önce hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması nedeniyle” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3. Kaçak sigaraların TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine hükmedilmesi gerekirken TCK’nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilerek CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi ve sigaraların müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca imhasına karar verilmesi,
4. Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
5. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II) Sanık …’nın temyiz istemine ilişkin incelemede;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih, 2013/7-591 Esas ve 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 13.03.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 01.04.2013 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2015/22804 Esas numarasında kayıtlı Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/434-449 Esas- Karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 19.02.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.04.2013 olduğu,
Dairemizce daha önce incelenerek düzeltilerek onanmasına karar verilen Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/258-426 Esas- Karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 26.03.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 24.05.2013 olduğu,
Anılan dosyalarda sanığın eyleminin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak anılan dosyanın incelenip gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesinin gerekmesi,
Kabule göre ise;
1. Yapılan ihbar üzerine sanıkların içinde bulunduğu yolcu otobüsünde önleme araması kararına istinaden yapılan aramada sanık …’ın bagajında 250 karton, sanık …’nın bagajında 310 karton Prestige marka kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanıkların savunmalarında birbirlerini tanımadıklarını, aynı otobüste yakalanmaları nedeniyle haklarında birlikte işlem yapılmış olduğunu beyan etmeleri, dosya kapsamında sanıkların eylemlerinin iştirak halinde gerçekleştiğine ilişkin delil ve kabul bulunmaması karşısında, sanıklara atılı eylemlerin şahsi ve fiili bakımdan birbirinden bağımsız olaylar oldukları, aralarında bir irtibat bulunmadığı, sanıklar hakkındaki soruşturmanın birlikte yapılmış olmasının davaların birlikte görülmesini de gerektirmeyeceği cihetle, sanıklar hakkında birlikte açılmış kamu davasının tefriki yerine birlikte görülerek sonuçlandırılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2. Sanığın Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.04.2009 tarih ve 2008/479 Esas -2009/293 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Yasanın 3/1-1. cümlesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hapis cezasının 29.05.2011 tarihinde infaz edildiği, sanığın müsnet suçu 13.03.2013 tarihinde işlediği anlaşıldığından sanığın tekerrüre esas adli sicil kaydı olduğu halde hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması,
3. Kaçak sigaraların TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine hükmedilmesi gerekirken TCK’nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilerek CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi ve sigaraların müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca imhasına karar verilmesi,
4. Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
5. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.