YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14709
KARAR NO : 2013/15334
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen takip sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 21.03.2013 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi ile 2013 yılı Ocak ve Şubat ayları kira bedelleri toplamı 800,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, ödeme emrinin 26.03.2013 tarihinde davalıya tebliğ edilmesi üzerine, borçlu kiracının icra takibine yasal sürede itiraz etmemesi üzerine, icra takibi İİK.nun 269/a maddesi gereğince kesinleşmiştir. Takip kesinleşmekle, takibin tarafları arasındaki ilişkilerin hukuksal niteliği ve kesinleşen takibin sonuçları uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Bu durumda müdahil tarafından kiralanan taşınmazın aile konutu olduğu iddiası, İİK.nun 276. maddesi kapsamında şikayet konusu yapıldığında inceleneceğinden, mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olmuştur.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kesinleşen icra takibi (İİK 269/a) sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme yargılama sırasında davalının eşinin asli müdahele talebinin kabulüne karar vermiş olup, taraflarca müdahale talebine itiraz edilmemiştir.
Asli müdahil tahliyeye konu taşınmazın kayınpederine ait olduğunu ve uzun yıllardır aile konutu olarak kullanıldığını, eşi ile aralarındaki geçimsizlik sebebi ile ayrı yaşamaya başladıklarını, henüz boşanmadıklarını, taşınmazın kendisine ait ziynet eşyaları satılarak davacı adına satın alındığını, tarafların kötü niyetli ve muvazaalı olarak aralarında kira sözleşmesini eşinin evi terkinden kısa bir süre sonra düzenleyerek icra takibinin kesinleşmesini sağlayarak kendisini tahliye ettirmek istediklerini, mahkemenin genel mahkemede yargılama yapılması gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin isabetli olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde asli müdahilin taleplerinin icra mahkemesinde değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir.
MK. 193 md. hükmüne göre “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir.”
Buna göre evli eşler, kendi aralarında veya üçüncü kişilerle girişecekleri işlemlerde, evliliğin genel hükümleri ve mal rejimi hukukunun emredici nitelikteki hükümlerinin getireceği sınırlamalar dışında evli olmayan kişilerle aynı statüdedir.
Ancak eşler arasında hukuki işlem serbestisi sınırsız değildir, bu sınırlamalardan birisi de MK. 194. md. hükmünde yer alan aile konutuna ilişkin işlemlere yönelik sınırlamadır.
Aile konutunun TMK 194 madde kapsamında korunması, kural olarak evlilik birliğinin sona ermesine kadar devam edecektir. Tarafların karar tarihinde evliliklerinin devam etmesine göre asli müdahilin taleplerinin dar yetkili icra mahkemesi yerine genel yetkili mahkemede yapılacak yargılama sonucunda değerlendirilmesi yönündeki red kararı yerinde olduğundan kararın ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.