Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/2855 E. 2019/7346 K. 19.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2855
KARAR NO : 2019/7346
KARAR TARİHİ : 19.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Maddi ve Manevi Tazminat-Yoksulluk Nafakası

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan yine böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2). Mahkemece davalı-karşı davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı-karşı davacı kadının tazminat ve nafaka talepli karşı davasının reddine, kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı-karşı davalı erkek tanıklarının beyanlarının bazıları davacı-karşı davalıdan duyum, bazıları sebep ve saiki açıklanmayan soyut beyanlardan ibaret olup, bir kısım beyanlar ise geçmişe dair olaylara yönelik olup evlilik devam etmiş olduğundan davacı-karşı davalı erkek tarafından affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Affedilen olaylar nedeniyle boşanmaya karar verilemez. Buna karşılık mahkemece dinlenen davalı-karşı davacı kadının tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, davacı-karşı davalı erkeğin eşine şiddet uyguladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmakla, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun, davalı-karşı davacı kadına ise yüklenecek kusurlu bir davranışın ispatlanamadığının kabulü gerekir. O halde erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre, yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen davalı-karşı davacı kadının tazminat ve nafaka talepli karşı davası hakkında sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.06.2019 (Çrş.)