Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2009/5748 E. 2010/781 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5748
KARAR NO : 2010/781
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

…, … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 5.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 11.06.2009 gün ve 421/327 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, dava konusu 107 ada 157 parselin tarafların kök murisi …’a ait iken ölümü ile tüm mirasçılarına intikal etmesi gerekirken kadastro sırasında davacıların anneleri …kızı Ayşe …’den gelen payların adlarına yazılmadığını iddia ederek 107 ada 157 parselin ¼ payının iptali ile davacıların hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, murisin ölümünden sonra yapılan taksimde davacılara ait payın davacıların dayısı Ahmet Kılıç adına tespit ve tescil edilen 158 parsele dahil edildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 107 ada 157 parselin davalı adına olan tapu kaydının davacıların miras hisseleri oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, kadastrodan önceki hukuki nedene dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu parsele ait tutanak 07.01.1993 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 19.09.2009 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulur. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması kanuna aykırıdır. Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 429.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 82,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.