YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10349
KARAR NO : 2013/13970
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; tarafların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla dava dışı bir banka tarafından taraflar hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu borcun tamamını ödediğini, hissesinden fazlası için yaptığı ödemeleri davalılardan talep etmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla davalılar hakkında icra takibi başlattığını, ancak takibin davalıların haksız itirazları ile durduğunu belirterek itirazların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin asıl borçlu işletmeden hesabın kat edilmesinden aylar önce ayrıldığını, bu nedenle de müvekkiline karşı rücu hakkının kullanılamayacağını , kaldı ki davacının diğer kefillere hisseleri oranında rücu hakkını kullanabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun tarafların ortak oldukları restaurant işletmeciliği olduğu, işletme adına yetkili olarak davalı … ‘in imza attığı, ayrıca tüm davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşme nedeniyle kullandırılan krediden kaynaklanan banka borcunun davacı tarafından ödendiği, dolayısıyla davacının diğer davalılara hissesinden fazla yaptığı ödeme için rücu hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Tarafların dava dışı şirketin kullandığı kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili oldukları ve kredi ödemesinin tamamının davacı tarafından yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. BK.nun 484 vd. maddeleri gereğince kefiller kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumludur. BK.nun 488. maddesi ise “Birden ziyade eşhas birlikte mütecezzi bir borca kefil oldukları takdirde bunlardan her biri kendi hisseleri miktarınca adi kefil gibi ve diğerlerinin hisseleri hakkında kefile kefil sıfatı ile mesul olur. Kefiller, gerek asıl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde müteselsil olmaklığı iltizam etmişler ise her biri borcun tamamından mes’ul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdirler. Kefaletin, aynı borca diğer kimselerinde kefalet etmesi şartiyle vaki olduğuna alacaklının vukufu bulunduğunu kabule mahal olan hallerde bu şart tahakkuk etmezse, kefil mes’uliyetten beri olur.” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece BK.nun 488. maddesi uyarınca davalı kefillerin hisseleri oranında sorumlu olacakları gözetilerek hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde kefil olan davalıların sorumlu oldukları miktar ayrı ayrı belirtilmeksizin toplam takip miktarı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.