Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/10219 E. 2013/14092 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10219
KARAR NO : 2013/14092
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, icra takibine konu bonoda müvekkilinin kaşe ve imzasının bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin bu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin borçlu olmadığını kabul ettiklerini, ihtiyati hacizde sehven davacı şirketin borçlu olduğunun gösterildiğini ve fark edilmesi üzerine düzeltme cihetine gidildiğini, davacı şirket hakkında takibin durdurulduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; takibe konu bono üzerinde davacı şirketin ne kaşesi ne de imzasının bulunduğu, her ne kadar icra dosyasında düzeltme yapılmış ise de bu düzeltmenin dava açılmasından sonra yapıldığı ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 30/09/2012 vadeli 56.000 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine , davalının takibe geçmekte kötü niyetli bulunduğu kanıtlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, takip konusu bonoda müvekkili şirketin kaşe ve imzasının bulunmaması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1-Davacı vekilinin temyiz istemi müvekkili lehine İİK’nın 72/5. md. Hükmü uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasına ilişkindir. Bilindiği üzere İİK’nın 72/5. maddesinde; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.15) “yüzde yirmisinden” aşağı olamaz.” denmektedir.
Davacı şirketin takip dayanağı bonoda isim ve imzası bulunmadığı halde davalı şirketin 04.10.2012 tarihinde davacı şirketin ad ve adresinin yer aldığı ihtiyati haciz kararı alarak davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yaptığı, 05.10.2012 tarihinde ihtiyati haciz işlemi yaptığı, davacı şirketin 16.10.2012 tarihinde İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde borca ve takibe itiraz ettiği gibi aynı tarihte iş bu menfi tespit davasını açtığı ve icra dosyasına da davacı vekilince beyanda bulunulduğu, bunun üzerine 17.10.2012 tarihinde davalı alacaklı vekilinin yeni bir ödeme emri düzenlediği görülmüştür. Bu durumda davalı şirketin davacı-borçlu aleyhine takip yapmakta kötü niyetli olduğu sonucuna varılmış olmakla davacı lehine yukarıda belirtilen Yasa hükmü gereği tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz istemi ise müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücretine ilişkindir. Hükümde davacı lehine 6.470,33 TL. Nisbi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Somut olayda davalı, 2 haftalık sürede ibraz ettiği cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 6. maddesinde; “ (1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur.” denmektedir. Somut olayda delillerin toplanmasına ilişkin ara karar gereği yerine getirilmeden önce davalı taraf 14.11.2012 tarihli cevap dilekçesi ile davayı kabul etmiştir. Bu durumda anılan Tarife hükmü değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davacı yararına, (2) no’lu bentte açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.