YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9235
KARAR NO : 2012/19911
KARAR TARİHİ : 26.09.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Asıl davada 78.000 TL, birleşen davada ise 15.000 TL olmak üzere toplam 93.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı … ve vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Gelen davacı ile vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin karara bağlanması için belirlenen güne dosyanın bırakılması uygun görüldü.Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların anneleri olan …’in 14.10.2010 tarihinde öldüğünü, bunun üzerine davalının ölünceye kadar bakma akdine dayalı olarak annelerinin paydaşı bulunduğu 63 adet taşınmazın tapularının iptali ve adına tescili istemi ile dava açtığını, ancak bu akdin muvazaalı olarak düzenlenmiş olması nedeniyle müvekkilinin karşılık dava açarak miras payı yönünden iptal isteminde bulunduğunu, yapılan yargılama neticesinde taşınmazların müvekkili ile davalı adına tesciline karar verildiğini, ancak davalının, müvekkilinin taşınmazlardan istifadesine engel olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2000 ila 2008 yılları arasındaki dönem için 78.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili, birleşen 2010/50 esas sayılı davada ise; engellemenin devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2009 ile 2010 yıllarına ait 15.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili; 1 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, diğer taraftan babalarının mirasının taraflar ile dava dışı kardeşler arasında taksim edildiğini, anneleri Şerife’nin bu taksime rıza gösterip pay talep etmediği gibi kendine ait taşınmazları da dört çocuğuna taksim ettiğini, buna göre davacının taksim nedeniyle kendisine düşen taşınmazları kullandığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın asıl ve birleşen dava dosyalarına sunmuş olduğu dilekçelerde paydaşlar arasında rızai taksim yapıldığını bildirdiği, bu halde ecrimisile haksız ve kötü niyetli kullanım halinde hükmedileceğinden rızai taksimi kabul eden davacının davasının ahde vefa ve TMK. nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların mirasbırakanları olan baba … ile anne …’in davaya konu taşınmazlarda üst soylarının ölümü ile paydaş konumuna geldikleri, baba …’ün 02.07.1995 tarihinde ölmesi üzerine tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenen rızai taksim sözleşmesine göre anne …’ye de pay verildiği, daha sonra anne …’nin gerek üst soyundan gerekse kocası …’den miras yoluyla gelen paylarının bir bölümünü 20.04.2000 tarihinde düzenlediği ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya verdiği, bu sözleşme nedeni ile taraflar arasında … Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2001/205 E. sayılı dava sonucunda anne …’ye ait payların ¼ ünün davacı, ¾ ünün ise davalı adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.TMK. Mad. 693’e göre; “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.”. Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtla paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime ve şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde imar uygulaması yapılmasına kadar korunması ahde vefa kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesi de, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir.Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar ise, kullanmayan paydaşın haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.Somut olayda; davacı, annesi …’ye ait olan taşınmazların davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek ecrimisil talep etmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, anne … taşınmazlarının büyük bölümünü ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devretmiş ve bu nedenle görülen dava neticesinde taraflar taşınmazlarda paydaş haline gelmişlerdir. Geriye kalan taşınmazlarda ise aralarındaki sorunlar nedeniyle mirasçıların bir taksime yanaşmadıkları açıktır. Buna göre mahkemece; davaya konu edilen taşınmazlardan davalının kullanımında olanlar saptandıktan sonra bilirkişilerden davacı tarafın talep edebileceği ecrimisilin belirlenmesine yönelik rapor alınması ve ortaya çıkacak sonuca göre asıl ve birleşen davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken; bu yön gözardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.