YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9908
KARAR NO : 2012/21367
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 20.000 TL (ıslah ile 45.000 TL) alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalıya ait aracın davacının tamir atölyesinde tamir edilerek sağlam ve eksiksiz olarak davalının oğlu …’a teslim edildiğini, davalının borcuna karşılık 8 adet bono verdiğini (7 adedi 5000 TL, 1 adedi 6.000 TL olup, toplamda 41.000 TL) bonoların vadesi geldiğinde, davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacının 20.000 TL’lik bono için icra takibi başlattığını, davalının imzaya itirazı üzerine takibin muvakkaten durduğunu, ayrıca davalının sahte senet düzenlendiğinden bahisle Cumhuriyet Savcılığına şikayeti üzerine imza incelemesinde, imzanın borçlunun eli ürünü olmadığının anlaşıldığını, İcra Hukuk Mahkemesince takibin durmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacının da, davalı şirket yetkilisi, şirket Müdürü ve … hakkında borçlarına karşılık sahte senet verdiklerinden suç duyurusunda bulunduğunu, daha sonra davalının, davacının takibe dayanak yaptığı Hatay 2.İcra Müdürlüğünün 2008/6813 Esas sayılı dosyasında takibe konu alacağın tamamını faiziyle birlikte yatırdığını ve araçlarına konan hacizin kaldırılmasını istediğini, İcra Hukuk Mahkemesince talebin kabul edildiğini, haczin kaldırılmasıyla davalının tüm araçlarını sattığını, takibin durdurulmasına da karar verildiğinden, karar kesinleştiğinde davalı şirketin dosyadaki parayı çekeceğini belirterek … İcra Müdürlüğünün 2009/627 Esas (yetkisizlikten önceki esası 2008/6813) sayılı dosyasındaki paraya ihtiyati tedbir konulmasını ve fazlaya dair haklar saklı tutularak 20.000 TL’nin (ıslah ile 45.000 TL) davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, aracın davalıya teslim edilmiş olmasının davalı ile aralarında tamir için anlaşma olduğunu göstermeyeceğini, aralarında anlaşma bulunmadığını, davalının aracı tamiri için anlaştığı şirketin, dava dışı … ile onun da davacı ile anlaştığını, davalının …’a tamir için tüm ödemeleri yaptığını belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacının, dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları bildirmediği, bu nedenle davacı vekiline 25.10.2011 tarihli celsede 6100 sayılı HMK.nun 119 ve 194. maddeleri uyarınca dayandığı vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırması (dava dilekçesini açıklaması, alacağın 41.000 TL olduğunu bildirdiği, davacının 20.000 TL’yi icra takibine ve eldeki davaya konu ettiği anlaşılmakla kalan 21.000 TL’nin ödenip ödenmediği, davacının 8 adet bonodan bahsettiği, icra takibine konu 4 adet dışında kalan 4 bononun akibetinin ne olduğu, tahsil edilip edilmediği hususlarını bildirmesi için) iki haftalık kesin süre verildiği (25.10.2011 tarihinde), ihtara rağmen ara karar gereğinin yerine getirilmediği, ara kararındaki hususların uyuşmazlığın aydınlatılması için zorunlu olduğu, bu şekilde dava dilekçesinde vakıaların bildirilmediği gerekçe gösterilerek, usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından 6100 sayılı HMK.nun 31, 119, 194 ve 448.maddeleri uyarınca “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir.Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Dava dilekçesinin neleri içereceği HUMK.nun 179.maddesinde (6100 sayılı HMK.nun 119 md.) gösterilmiştir. Bu madde içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere, talep sonucunun dava dilekçesinde açıkça gösterilmiş olması yeterlidir. HMK.nun 25.maddesine göre “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz” ve kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim, kendiliğinden delil toplayamaz. Ancak, 6100 sayılı HMK.nun 31. maddesi (HUMK. 75/2 md) uyarınca Hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir.Hakimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun hakimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü, davayı aydınlatma ödevi sayesinde hakim, iddia veya savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir.
Davanın temelini oluşturan vakıalar ve bu vakıalara dayanarak talep edilen netice açık olursa hakim, doğru bir karar verebilecektir. Vakıalar açık değilse, çelişkili ise veya tarafların dilekçeleri ve beyanları açık değilse, hakim bunları ilgili tarafa sorarak açıklattırmalıdır. Davayı aydınlatma ödevi, HMK.nun 25/1 fıkrasında, hakimin tarafların söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunmayacağı belirtilerek sınırlandırılmıştır.
(Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usül Hukuku Prof.Dr.Hakan Pekcanitez – Prof.Dr.Oğuz Atalay – Prof.Dr. Muhammet Özekes Sayfa 258-259 Cilt 12).
Somut olayımızda ise, davacı dava dilekçesinde istek (talep) sonuçlarını açık bir şekilde göstermiş olup, 20.000 TL’nin (ıslah ile de 45.000 TL) nin davalıdan tahsilini istemiştir. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.