YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11462
KARAR NO : 2019/10159
KARAR TARİHİ : 29.05.2019
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, o yer Cumhuriyet savcısının, hükmü sadece sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden temyiz ettiği anlaşılmakla dosya görüşüldü:
A-Soruşturma aşamasında şikayetçi olduğunu beyan eden müşteki …’in şikayeti konusunda ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve dosyada taraf sıfatının olmadığı, bu nedenle kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından … vekilinin temyiz inceleme isteminin, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Yasanın 8/2 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri gereğince REDDİNE,
B-Sanıklar … ve … hakkında tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile hakaret suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlerin temyizinde;
1-Tüm suçlar yönünden;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanıklara isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçlarının uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçlarının ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehdit suçlarıyla birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçları yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-Uzlaşmanın sağlanamaması durumunda tehdit suçları yönünden ise;
a)5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesi gereğince hükmün konusu, iddianamede gösterilen eylem olduğundan iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Somut olayda, iddianamenin anlatım kısmında sanık … hakkında “seninle daha sonra görüşeceğiz” demek suretiyle sanık … hakkında ise “seni mahvedeceğim s..edeceğim” demek suretiyle tehdit suçunu işledikleri iddiası ile dava açılmasına karşın, sanıkların birbirlerine karşı ölümle tehdit ettikleri kabul edilerek, ölümle tehdit suçunun işlendiğine ilişkin bir eylemin açıklanmadığı gözetilmeden, “Fail ve Fiilde Bağlılık Kuralı”na aykırı uygulama yapılarak 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine aykırı davranılması,
b)Sanıklar arasında komşuluk ilişkisi nedeniyle geçimsizliklerin bulunduğu ve olaydan kısa bir süre önce sanıkların aileleri arasında tartışma yaşanması nedeniyle iddianameye konu olayın meydana geldiğinin anlaşılması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre sanıklar hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
c)Sabıkasız olan ve yargılama sırasındaki olumlu davranışları, geçmişi lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezasından indirim yapılan sanıklar hakkında “verilen hapis cezasına ilişkin seçenek yaptırım uygulanmak suretiyle ve cezasının paraya çevrilmiş olmasından dolayı şartları oluşmadığından, aynı zamanda sanığın duruşmadaki hal ve tavrı nedamet hissinin olmayışının gözlemlenmiş oluşu ve ileride bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememizce olumlu kanat olmadığından 5728 sayılı yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı” biçimindeki yerinde olmayan ve çelişkili gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
d)Kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilen sanıklar hakkında, TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.