YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3468
KARAR NO : 2013/6670
KARAR TARİHİ : 03.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.10.2004 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, suya vaki elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacılar, … Yaylasından çıkan … çeşmesinin kendilerine ait olduğunu, yaylada oturan ve yoldan geçen göçerlerin yol güzergahında bulunan bu tarihi çeşmeden istifade ettiklerini, davalı köyün çeşmeyi yıktırarak suyu başka yere götürmeye çalıştığını öne sürerek, davalının yaptığı haksız müdahalenin men’ine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, dava konusu suyun boşa aktığını, kimsenin kullanmadığını, ihtiyacı nedeniyle köye götürmek için genişletme çalışması yaptıklarını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafın dava konusu suya müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.06.2008 gün, 2008/6129 Esas, 2008/11130 Karar sayılı ilamı ile hüküm özetle “…dava konusu su kaynağı olan güllüpınar suyunun … Yaylası sınırları içinde kaldığı, genel sulardan olduğu, genel sulardan herkesin kadim yada öncelik hakları ihlal edilmeden ihtiyaç oranında yararlanabileceği, suyun yaylalara çıkan yol kenarında olduğu, daha çok göçerlerin ve o yöreye yerleşen … halkının ve hayvancılıkla uğraşan insanların, hayvanların ihtiyacını karşıladığını; masrafı davalı tarafından karşılanacak bir düzenekle mahkemece öteden beri yaralanma şekli ve öncelik hakkı bulunanlar dikkate alınarak, her iki tarafın kullanabileceği ihtiyacı oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması gerektiği….” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 21.01.2011 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen davalının ihtiyaç durumu göz önüne alınarak toplam debisi 3,3 lt/sn olan dava konusu suyun 1/4’üne tekabül eden 0,083 lt/sn’sinin davalıya bırakılmasına, kalan 0,247 lt/sn suyun ise genel su olması sebebiyle çıkış noktasına bırakılmasına ve bu kısma ilişkin davalının vaki müdahalesinin önlenmesine; su rejiminin bu şekilde kurulmasına, kurulacak tesisin masrafının davalı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davaya konu suyun kullanımı hususunda kurulan su rejiminin infazı mümkün değildir. Taraflar arasında yeni ihtilaflar yaratmayacak şekilde infaza elverişli düzenek oluşturulması gereklidir. Bu durumda mahkemece tarafların sudan faydalanmalarını sağlayacak gerekli düzeneğin biçim ve şekli hususunda jeoloji mühendisinden ek rapor alınarak infaza elverişli hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.