YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2672
KARAR NO : 2019/10191
KARAR TARİHİ : 29.05.2019
Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1.cümle ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarihli ve 2016/233 esas, 2018/186 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/03/2019 gün ve 94660652-105-34-1316-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2019 gün ve 2019/31492 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında müşteki …’ı tehdit ettiğinden bahisle açılan kamu davası sırasında 02/02/2017 tarihli 2. oturumda atılı suçun uzlaştırma kapsamına girdiği gerekçesiyle gerekli evrakların uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği ve yargılama sonunda taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; dosyanın incelenmesinden, uzlaştırma işlemlerine yönelik raporun anılan kararın kesinleşmesinden sonra 26/10/2018 tarihinde mahkemeye ibraz edildiği ve 20/05/2018 tarihli rapora göre taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince atılı tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı, dolayısıyla kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1.cümle ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarihli ve 2016/233 esas, 2018/186 sayılı kararının, sanık hakkında müşteki …’ı tehdit ettiğinden bahisle açılan kamu davası sırasında 02/02/2017 tarihli 2. oturumda atılı suçun uzlaştırma kapsamına girdiği gerekçesiyle gerekli evrakların uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği ve yargılama sonunda taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; dosyanın incelenmesinden, uzlaştırma işlemlerine yönelik raporun anılan kararın kesinleşmesinden sonra 26/10/2018 tarihinde mahkemeye ibraz edildiği ve 20/05/2018 tarihli rapora göre taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince atılı tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı, dolayısıyla kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Uzlaştırma nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
5271 sayılı CMK’nın “Kararların Açıklanması Ve Tebliği” başlıklı 35. maddesinin üçüncü fıkrası; “İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İncelenen dosyada; sanık … hakkında 16/10/2015 tarihli tehdit eylemi nedeniyle açılan kamu davası neticesinde İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarihli ve 2016/233 esas, 2018/186 sayılı kararıyla sanığın, TCK’nın 106/1-1.cümle ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunduğu, yokluğunda verilen kararın sanığa cezaevinde 24/04/2018 tarihinde “okumak/almak” suretiyle tebliğ edildiği, hükmün 03/05/2018 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
CMK’nın 35/3. maddesinde tebliğ yapılacak muhatabın serbest olmayan bir kişi veya tutuklu olması halinde tebliğ edilen kararın, kendisine okunup anlatılacağının düzenlenmesi, sanığın tebliğ tarihinde cezaevinde bulunması, gerekçeli kararın sanığa cezaevinde 24/04/2018 tarihinde “okumak/almak” suretiyle tebliğ edilmesi, gerekçeli kararın sanığa anlatılmadan tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğin usulüne aykırı olması, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi karşısında; gerekçeli kararın, sanığa yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/03/2019 gün ve 94660652-105-34-1316-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2019 gün ve 2019/31492 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1) İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarihli ve 2016/233 esas, 2018/186 sayılı kararına yönelik, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, gerekçeli kararın, sanığa yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/03/2019 gün ve 94660652-105-34-1316-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2019 gün ve 2019/31492 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 29/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.