YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8935
KARAR NO : 2013/6131
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
……
Dava, dava dilekçesindeki talebe ve dosya içeriğine göre, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi gereği, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 63. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve uzman sayılacak kişiden oluşturulacak bilirkişiden genel ilkelere göre kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Somut olayda, henüz kesinleşmediği anlaşılan ceza dosyasında, davalının sigortalının taksirle ölümüne yol açtığı iddia edilmiş, davalının bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen dosya inceleme için Yargıtay’a gönderilmiş, iş bu dosyada alınan kusur raporunda davalıya, iş güvenliği ve işçi sağlığı ilkelerine göre yapılan inceleme neticesinde % 60 oranında kusur verilerek, bu haliyle dosyada mahkemece kısmen kabul kararı verilmiştir.
Yapılacak değerlendirmede, halledilmesi gereken ilk sorun, yukarıda belirtilen maddi olgulara bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla ceza mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle maddi olguların saptanması, bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin yada kusurlu hareketin var olup olmadığı, varsa, kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zararın miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre, ceza mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde “bu kusurun” suç teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.
./..
-2-
Ne var ki; ceza mahkemesi kendine has usulü olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; kamunun yargıya olan güvenin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53.maddesinde öngörülen kuralında doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtayın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlıdır.
Diğer yönden, davacı Kurum tarafından, sigortalının, davalının işçisi olduğu iddia edilmemiş, davalının sigortalının taksirle ölümüne sebebiyet vermekten 1479 sayılı kanunun 63. maddesi sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Bu iddia kapsamında davalının kusuru genel ilkelere göre belirlenmelidir. Davalının kusurunun bir işveren kusuru gibi değerlendirilmesi doğru değildir.
Bu durumlar karşısında, mahkemece, henüz kesinleşmediği anlaşılan ceza dosyası celbedilip, kesinleşmesinin beklenmemesi, burada davalıya verilen kusurun saptanmaması, sonrasında davacı kurumun talebi doğrultusunda genel ilkelere göre uzman bilirkişi heyetinden yukarıda belirtilen durumlar gereği kusur oran ve aidiyeti konusunda yeni rapor aldırılıp irdelenmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
……