YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/10560
KARAR NO : 2019/31685
KARAR TARİHİ : 16.05.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahkemenin kabulüne göre nitelikli zimmet nedeniyle oluşan zarar tamamen giderilmediğinden 5411 sayılı Kanunun 160/2. madde ve fıkrası uyarınca hükmolunacak adli para cezası miktarının nitelikli zimmet zararının üç katından az olamayacağı şeklindeki hüküm doğrultusunda nitelikli zimmet kapsamında değerlendirilen eylemler nedeniyle oluşan ve tazmin edilmeyen zarar miktarının üç katına çıkartılması gerekirken bu hususun gözetilmediği anlaşılmış ise de yapılan incelemede nitelikli zimmet nedeniyle oluşan zararın sanık tarafından tamamen giderilmesi nedeniyle anılan yasa maddesinin uygulama yeri olmayacağından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.02.2014 tarihli, 2013/13-274 Esas-2014/78 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ”CMUK.nun 225. maddesi uyarınca Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Belirtilen kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nun 225. maddesi uyarınca da; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir”. Bu düzenleme gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Mudi …’ya ait hesaptan da suistimaller yapıldığına dair bankanın ek suç duyurusu karşısında Dairemizin 07.05.2013 tarihli bozma ilamında iddialarla ilgili belgelerin Savcılığa gönderilerek dava açılması ve eylemin sübutu halinde bu miktarın da zimmete dahil edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bu mudi ile ilgili Savcılığa suç duyurusunda bulunulup kamu davası açılmadığı halde mudinin vadeli döviz tevdiat hesabından gerçekleştiği iddia edilen 30.815. – EURO karşılığı 49.767 TL’nin de zimmete dahil edilmesi ve zimmet miktarının 222.327,00 TL olarak hesaplanması gerekirken, dava konusu edilmeyen bu hesap da eklenerek 272.094,00 TL olarak fazla hesaplanması,
2)Dosya içerisindeki müfettiş raporu ve banka yazılarından sanığın 03.11.2006 tarihinde 17.184,67 TL, 11.06.2009 tarihinde ise 13.112.26 TL tutarında olmak üzere toplam 30.296,93 TL ödeme yaptığı anlaşılması karşısında ödenmeyen 192.030,07 TL’nin tazminine hükmolunması gerekirken 272.094,00 TL tazmine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca,
1)Hükmün 9. fıkrasında bulunan ”272.094,00 TL” ibaresi çıkartılarak yerine ”192.030,07 TL ” ibaresinin eklenmesi,
2)Hükmün 10. fıkrasında bulunan nispi harç miktarının ”13.117,00 TL” olarak değiştirilmesi,
3)Hükmün 11. fıkrasında bulunan nispi vekalet ücreti miktarının ”17.471,00 TL” olarak değiştirilmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.