YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14208
KARAR NO : 2013/15892
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptali isteminin kısmen kabulüne ve %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş olup hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının taşınmazda, aylık bedeli 5.000 TL olan 01.06.2009 tarihli sözleşme uyarınca kiracı olduğunu, davalının istek ve arzusu doğrultusunda aylık kira bedeli 1.200 TL olan aynı tarihli ikinci bir sözleşme daha yaptıklarını, davalının kira parasının 1.200 TL lik kısmını banka hesabına kalanını da elden ödediğini, bu durumun Şubat/2011 tarihine kadar devam ettiğini, ancak bu tarihten sonra davalının elden kira ödemesi yapmamaya başladığını, eksik ödenen kira bedellerinin tahsili için davalı hakkında … 8.İcra Müdürlüğünün 2011/8508 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, kiralananın tahliyesine ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise kira parasının aylık 1.200 TL olarak belirlendiğini, ödemelerin bu koşula uygun olarak yapıldığını, davacının tahliye taahhüdüne dayalı olarak açtığı davada aylık kirası 1.200 TL olan sözleşmeye dayandığını, taraflar arasındaki kira ilişkisinin bu sözleşmeye dayalı olarak sürdürüldüğünü, talep edilen faiz ve faiz oranının yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece 1.200 TL bedelli sözleşmenin daha az vergi ödemek için yapılmış muvazaalı bir sözleşme olduğu benimsenmiş ve hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda 41.300 TL’si asıl alacak olmak üzere 61.338,36 TL üzerinden itirazın iptaline ve asıl alacak tutarı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin tahliye talebine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı tarafından kira alacağının tahsiline yönelik olarak tahliye istemli olarak başlatılan icra takibinde ihtarlı ödeme emri davalıya 10.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş davalı süresinde borca itiraz etmekle takip durmuştur. Davalının itirazının hükümden düşürülmesi amacıyla 18.11.2011 tarihinde açılan bu davada davacının talepleri arasında tahliye istemi de bulunmaktadır. Mahkemece davacının tahliye talebi hakkında her hangi bir karar verilmemiş olması doğru değildir.
3- Davalının faiz ve cezai şarta yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalı kiralananda 01.06.2009 başlangıç tarihli ve 9 ay süreli sözleşme ile kiracıdır. Sözleşmenin özel koşullar 19.maddesinde bir ayın kirasının ödenmemesi halinde gelecek kiraların muacceliyet kesbedeceği kararlaştırılmış, 20.maddede ise; kiracının kira parasını zamanında ödememesi durumunda %10 gecikme cezası ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Takip talepnamesinde sözleşmedeki bu koşullara dayalı olarak dört aylık muaccel aylar kirası (2011/Kasım- 2012/Şubat arası) ve aylık %10 üzerinden 16.300 TL gecikme cezası talep edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun’unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı Kanun’un görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanun’unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanun’unda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir. Bu durumda, her ne kadar Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesi gereğince muacceliyet anlaşması geçersiz hale gelmiş ise de, kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişilerden olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece bu husus üzerinde durularak sonucuna göre muaccel aylar kirası ve cezai şart talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 990 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, keza Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 990 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.