Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/15297 E. 2013/16397 K. 05.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15297
KARAR NO : 2013/16397
KARAR TARİHİ : 05.12.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye-Alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak davanın değeri itibari ile duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava tahliye ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davalının taşınmazdan tahliyesine ve davacının alacağa ilişkin isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile … ada .., … ve … parsel sayılı taşınmazların 16.2.1999 tarihinde bir yıl süre ile davalıya kiralandığını, sözleşmenin 31.12.2004 tarihine kadar karşılıklı olarak yenilenmesine rağmen bu tarihten sonra yenilenmediğini, yapılan ihtara rağmen davalı tarafından kullanılmaya devam edildiğini belirterek, taşınmazların tahliyesine ve 10.340 TL işgal tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece kiralananın Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olduğu, süre sonunda kira akdinin sona erdiği, davalının taşınmazda fuzuli şagil olduğu, sözleşme gereğince kira süresinin sona ermesinden sonra 5 katı işgal tazminatı ödemesi gerektiği belirtilerek 4038,85 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline, davalının … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlardan tahliyesine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 287.maddesi hükmü uyarınca hasılat kirasında süre bittiği halde kiralayanın açık veya örtülü rızasıyla kiracının kiralananı kullanmaya devam etmesi veya kira sözleşmesinde kararlaştırılan feshi ihbarı iki taraftan birinin yapmamış olması durumunda sözleşme yıldan yıla yenilenmiş sayılır. Sözleşmenin bu şekilde yenilenmiş olması halinde bir senelik müddetin hitamından altı (6) ay önce kiracıya feshi ihbar tebliğ edilmek suretiyle ancak o senenin sonunda tahliye davası açılabilir. Bu durumda tahliyeye karar verilebilmesi için başka bir sebep aramaya gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya konu taşınmazlarla ilgili taraflar arasında düzenlenen en son kira sözleşmesi 01/01/2004 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli olup kiralanan … ada …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar tarla olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır. Davacı tarafından, davalıya gönderilen 08.12.2004 ve 27/12/2005 tarihli yazılar ile kira akdi sona eren taşınmazları teslim etmesi aksi halde tahliye davası açılacağı ihtar edilmiş, 17/01/2008 tarihinde gönderilen yazı ile de 2005-2006-2007 yıllarına ilişkin toplam 10340 TL işgaliye bedelini 7 gün içinde ödemesi ve taşınmazları boş olarak teslim etmesi istenmiştir. Yukarıda
açıklanan ilke uyarınca 17/01/2008 tarihli yazı üzerine, dava açma süresine riayet edilmeden 12/05/2008 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Öte yandan her ne kadar mahkemece verilen hükmün gerekçesinde 2886 sayılı yasanın 75. Maddesinden de bahsedilmiş ise de Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlar hakkında 2886 sayılı yasanın 75. Maddesinin uygulanmasını öngören 5737 Sayılı Kanunun 79/c maddesi 27/02/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava yenilenen son dönemin içinde 12/05/2008 tarihinde açılmış olup kira sözleşmesi 31/12/2008 tarihine kadar uzadığından 5737 Sayılı Kanunun yürürlüğe giriş tarihine göre son uzama dönemi içerisinde açılan dava da süresinde değildir. Mahkemece tahliye isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde davalının taşınmazlardan tahliyesine karar verilmesi ve sözleşme hükümlerine göre kira alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde ecrimisil hesabı yapılarak alacak hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.