Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/14342 E. 2013/16216 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14342
KARAR NO : 2013/16216
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı-karşı davacı ve davacı-karşı davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı-karşı davalı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı-karşı davacı vekili Av. … geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, sözleşme uyarınca ödenmesi taahhüt edilen ecrimisil bedelinin tahsili, karşı dava ise kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca karşılıklı olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; mülkiyeti belediyeye ait olan taşınmazın davalı tarafından müvekkiline kiraya verildiğini, belediyenin kiracı aleyhine açmış olduğu davada hükmolunacak ecrimisil bedelinin yarısının davalı kiralayan tarafından ödeneceğinin 01.06.2008 başlangıç tarihli menkul kira sözleşmesinin 4.maddesinde kararlaştırıldığını, davalının 01.03.2005-01.07.2006 tarihleri arasındaki döneme ilişkin taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek, işlemiş faiz ve yargılama giderleri ile birlikte belediyeye ödenen toplam 776.338 TL ecrimisil bedelinin ½ sinin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise mahkemece hükmedilen ecrimisil bedeline bir itirazlarının olmadığını, davacının protokol kapsamında olmayan yargılama giderleri, geçmiş günler faizi ve vekalet ücretini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan mahkeme hükmü olmaksızın belediye ile yapılan uzlaşma sonucu ödenen ecrimisil bedelinin müvekkilinden istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı uzatılmış cevap süresinde verdiği karşı dava dilekçesinde; davacı-k.davalının 03.03.2008 tarihli demirbaş kira sözleşmesi uyarınca Ocak/2009-Mart/2010 tarihleri arası tahakkuk eden kira paralarını ödemediğini, söz konusu alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Asıl dava yönünden mahkemece 01.03.2005-01.06.2006 tarihleri arasındaki dönem için davacı tarafından belediyeye ödenen ecrimisil bedelinin işlemiş faiz ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere yarısının davalı tarafından ödeneceğinin kabulü ile 344.237,42 TL nin 15.03.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı dava yönünden ise itirazın 780.040,76 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa 01.07.20102 tarihine kadar aylık %10 oranı
üzerinden akdi faiz uygulanmasına bu tarihten sonra ise 6098 sayılı TBK’nun 120.maddesinde öngörülen üst sanır aşılmamak üzere yıllık %35,5 ve değişen oranlarda faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl dava yönünden davacı-karşı davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Taraflar arasında imzalanan 01.06.2006 başlangıç tarihli demirbaş kira sözleşmesinin 4.maddesi kapsamında yarı oranında davalı tarafından ödenmesi kararlaştırılan ecrimisil bedellerine ilişkin olarak davacı tarafından davalıya 09.02.2010 tarihinde ihtar keşide edilerek, ecrimisil bedelinin ödenmesi istenmiştir. Ecrimisil borcu yönünden davacının bu ihtarname ile davalıyı temerrüde düşürdüğünün kabulü ile faiz başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken 15.03.2010 olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Karşı dava yönünden davacı-karşı davalı vekilinin faize ve icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalı, mülkiyeti … Büyükşehir Belediyesine ait taşınmazı alışveriş merkezi olarak işletilmek üzere 06.08.1997 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli sözleşme ile davacı-karşı davalıya kiraya vermiş olup, dava dışı Belediye tarafından kiracı aleyhine ecrimisil davası açılması üzerine taraflar arasında 01.06.2006 başlangıç tarihli “Demirbaş kira sözleşmesi” başlıklı ek bir sözleşme akdedilmiştir. Davacı-k.davalı kiracı ile davalı-karşı davacı arasında akdedilen demirbaş kira sözleşmesinin 2.maddesinde 06.08.1997 başlangıç tarihli asıl kira sözleşmesinin arsa ve binasının kira bedelinin ödenmesine ilişkin hükümleri dışında kalan bütün hükümlerinin aynen geçerli olacağı kabul edilmiştir. Asıl kira sözleşmesinin 7.maddesinde ise kira bedelinin her ayın en geç 7.günü ödeneceği, kira bedelinin süresinde ödenmemesi halinde aylık %10 gecikme faizi uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Mahkemece sözleşmede kararlaştırılan bu oranın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar geçerli olduğunun kabulü ile bu tarihe kadar asıl alacağa aylık %10 faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Oysa ki 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 2. maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, keza aynı yasanın 7.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.Derhal uygulanması öngörülen 6098 sayılı TBK’nun 88. Maddesinde; faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranının, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranın, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacağı kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine
göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda mahkemece, görülmekte olan davalara da uygulanması gereken az yukarıda açıklanan Kanun hükümleri uyarınca faiz alacağının tespit ve hüküm altına alınması gerekirken 01.07.2012 tarihine kadar sözleşmedeki oran üzerinden bu tarihten itibaren ise TBK’nun 120.maddesinde belirtilen faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi icra inkar tazminatının itirazın iptaline karar verilen asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken, asıl alacak ve işlemiş faiz üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
4- Davalı-karşı davacı vekilinin 2009 yılı Haziran-Aralık dönemi kira alacaklarına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 01.06.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde aylı kira bedeli 20.000 TL+KDV olarak belirlenmiş, sözleşmenin 6.maddesinde ise kira paralarının DİE tarafından açıklanan ÜFE endeksinin 12 aylık ortalaması oranında her yıl arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı-k.davacı vekili tarafından sözleşmedeki artış koşulu da dikkate alınarak 2009/Ocak ayı dahil olmak üzere 2010/Mayıs ayına kadar olan dönem de ödenmeyen kira alacakları yönünden davacı-k.davalı aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı-k.davacının takip talepnamesinde 2009/Mayıs-Aralık dönemi için aylık 30.129 TL üzerinden kira alacağı talep etmesine rağmen davalı-k.davacının aynı dönemde aylık kira faturaların KDV dahil 28.069 TL üzerinden düzenlediği, artış koşulu uyarınca oluşan farklar için düzenlenen 31.12.2009 tarihli ve 16.131 TL bedelli faturanın taraf kayıtlarında yer almadığı gerekçesiyle hesaplamaya dahil edilmediği görülmüştür. Ne var ki kira bedelinin belirlenmesinde sözleşme hükmünün esas alınması gerekirken daha eksik bedelle kesilen fatura bedelinin esas alınması hatalı olup belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2),(3) ve (4) No’lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, keza Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı-karşı davalı yararına takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 03/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.