Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/6186 E. 2019/8772 K. 14.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6186
KARAR NO : 2019/8772
KARAR TARİHİ : 14.05.2019

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre tehdit ve yaralama suçlarının birlikte işlendiği belirlenerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun’un 23. maddesine göre özel güvenlik görevlisi olan mağdurun kendisine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, sanığın bu koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması,
2) Sanığın yaralama eyleminin görevinden dolayı kamu görevlisine yönelik olmadığının tespiti halinde, basit yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, yaralama suçu ile birlikte işlenen aynı Kanunun 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçu açısından, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun da uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, yaralama ve tehdit suçlarından uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3) Lehe yasal hükümlerinin uygulanmasını talep eden ve adli sicil kaydına göre tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, yüklenen yaralama suçu için öngörülen seçimlik cezalardan tercih edilen hapis cezasının, TCK’nın 50/2 ve 58/3. maddeleri gereğince, adli para cezasına çevrilemeyeceği, ancak aynı Kanunun 50/1. maddesinde düzenlenen diğer seçenek yaptırımlara, tehdit suçu açısından da 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde öngörülen adli para cezası dahil seçenek tedbirlerden birine çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılmaması,
4) Sanığın, olay günü katılanın dubaları kenara çeken oğlunun omzuna kuvvet uygulayarak geri çektiğini savunması karşısında; olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
5) Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı, TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararın uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.