YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9168
KARAR NO : 2019/6824
KARAR TARİHİ : 02.07.2019
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVACI-K.DAVALI: …
DAVALI-K.DAVACI: …
İHBAR OLUNAN :
DAVA TÜRÜ : Katılma, Değer Artış Payı, Katkı Payı, Ev Eşyası, Ziynet Alacağı Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne karşı davanın kısmen kabulüne, reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı … vekili, duruşmasız olarak davalı-karşı davacı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.03.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-karşı davalı vekili Avukat … ve karşı taraftan temyiz eden davalı-karşı davacı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-karşı davalı … vekili, evlilik birliği içinde her iki tarafın da çalışarak elde ettiği gelirler kullanılmak suretiyle kooperatif üyeliği yoluyla davalı erkek adına bir adet mesken alındığını, bununla birlikte davalının emekliye ayrıldığını ve aldığı ikramiyesini banka hesaplarında değerlendirdiğini açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 22.12.2015 tarihli dilekçeyle talep miktarını fazlaya dair haklarını saklı tutarak 50.026,54 TL’ye arttırmıştır. Karşı dava yönünden, yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı … Ayberkli vekili, karşı dava dilekçesinde evlilik birliği içinde karşı davalının mirasen kalan taşınmazlarından kira geliri elde ettiğini, emekli ikramiyesi aldığını, ayrıca bedelini ödeyerek dava dışı önceki evliliğinden olma kızı adına araç satın aldığını, taraflar evlenmeden önce karşı davacı tarafından satın alınan ev eşyalarının ve karşı davacıya düğünde takılan altınların karşı davalı tarafın uhdesinde kaldığını, ayrıca karşı davacı adına kayıtlı meskenin Temmuz 2006’dan boşanma kararın kesinleştiği Mart 2011’e kadar karşı davalının bedelsiz olarak kullanmasından kaynaklı ecrimisil hakkı doğduğunu açıklayarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla takılar için 500,00 TL, ev eşyaları için 5.000,00 TL, ecrimisil alacağı olarak 4.000,00 TL ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı 10.000,00 TL alacağın faizleriyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 08.12.2015 tarihli dilekçeyle takılar için 5.625,00 TL, ev eşyaları yönünden 9.950,00 TL, ecrimisil yönünden 31.092,00 TL olarak taleplerini arttırmıştır. Asıl dava yönünden, davacının hiçbir katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı-karşı davalının taleple bağlı kalınarak davasının kabulüne 50.026,54 TL mal rejiminden kaynaklı alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabulüne 125’er TL’den iki adet çeyrek altın ile 500 TL 3 adet büyük tam cumhuriyet altının bedeli toplamından oluşan 1,750.00 TL ziynet eşyası bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 1 adet Beko no frost buzdolabı (1.000.00 TL), 1 adet arçelik saatli multi fonksiyonel fırın (600,00TL), 1 adet Arçelik otomatik çamaşır makinesi (600,00TL), Kelebek koltuk takımı (2.500,00 TL), İdaş sandıklı oturma gurubu (1.000,00 TL), İdaş yatak, başlık, baza, etejer (750,00TL), masif mobilya yemek masası, sandalye, büfe, uzun büfe, aynalık (3.500,00 TL)’den oluşan 9.950,00 TL eşya bedeli alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 7.273,06 TL mal rejiminden kaynaklı katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile işleyecek davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, davalı-karşı davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı-karşı davalı vekilinin ve davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Asıl dava yönünden her iki taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları incelendiğinde;
Mahkemece, 16 no’lu mesken yönünden davacı lehine yazılı şekilde katkı payı alacağına hükmedilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde yapılan tespitlerin bir kısmında hatalar olduğu, bir kısmının ise dosya kapsamı ile çelişki oluşturduğu anlaşılmaktadır. Tasfiyeye konu 16 nolu mesken için evlenmeden önce davalı erkeğin kooperatife üye olduğu, evlilik öncesi dönem, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu evlilik (27.12.1997) tarihi ile 01.01.2002 arası dönem ve edinilmiş mallar katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 sonrası dönem kooperatife ödemeler yapıldığı sabitir.
Raporda, katkı payı alacağı hesabı için her iki tarafın evlilik tarihi ile 01.01.2002 arası gelirleri esas alınırken davacı kadının ücretsiz izne ayrıldığı dönem dikkat alınmadan lehine fazla gelirin hesaplamaya katılması hatalı olduğu gibi, davalı erkeğin sadece maaş gelirinin gözetilip, 02.07.2000 tarihinde Anadolu Hayat Emeklilikten aldığı toplu para ile evlenmeden önce sahip olduğu kayıtlardan anlaşılan 04.02.1998 tarihinde İşbankası hesabından çektiği 2.000 USD paranın davalının gelirine eklenmeden aleyhine eksik gelir ile hesap yapılması da doğru olmamıştır. Tasarruf oranları yönünden ise dosya kapsamı ile örtüşmeyen şekilde davacı kadın için çok düşük (2/6) davalı erkek için çok yüksek (3/6) oranlar belirlendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan katkı payı alacağı hesaplaması yapılırken, raporda davacı kadının katkı oranı ile taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tamamının çarpılması da yerinde değildir. Az yukarıda izah edildiği üzere eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde kooperatif ödemelerinin tamamı değil bir kısmı gerçekleştirilmiştir. Hesaplama yapılırken, tarafların evlilik tarihi ile 01.01.2002 arası kooperatife yapılan ödemelerin toplam ödeme içindeki oransal karşılığı bulunup, bu oran ile meskenin dava tarihindeki değeri çarpılması sonucu ortaya çıkacak değer katkı payı alacağı hesaplamasında kullanılmalıdır.
3. Karşı dava yönünden her iki taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Davacı-karşı davalı vekilinin ev eşyalarına yönelik diğer temyiz itirazları incelendiğinde,
Mahkemece ev eşyaları yönünden yazılı şekilde karşı davacı lehine alacağa hükmedilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde; iş bu temyize konu mal rejiminin tasfiye davası devam ederken asıl davaya konu 16 nolu meksen yönünden tapu maliki Ayhan tarafından el atmanın önlenmesi davası açıldığı ve kabulle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Karşı davalının, 16 no meskenin içinde tasfiyeye konu ev eşyalarıyla birlikte karşı davacıya teslim edildiği yönündeki iddiası da dikkate alındığında bu hususun üzerinde gereği durup araştırma yapılması gerekmektedir. Mahkemece, dava konusu ev eşyalarının karşı davacıya meskenle birlikte teslim edilip edilmediği netleştirilmeden, ev eşyaları teslim edilmiş ise davanın konusuz kalacağı gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bununla birlikte, ev eşyaları teslim edilmemiş ise Mahkemece dava konusu ev eşyalarına (mobilya ve beyaz eşya) yönelik konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden usulüne uygun denetime elverişli rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken emlakçı bilirkişiden aldırılan değer raporuna göre karar verilmesi de hatalı olmuştur.
b) Davalı-karşı davacı vekilinin araç yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Karşı davaya konu edilen araç yönünden karşı davacının katılma alacağı hakkının bulunduğuna dair tespit yerinde olmuş ise de araç alınırken banka hesabından karşı davalının çektiği paranın yarı oranda bölüştürülmesi şeklinde katılma alacağı hesaplama yöntemi Yasa’ya ve Daire’nin yerleşik uygulamasına aykırı olmuştur. Mahkemece, öncelikle yapılacak iş, karşı davacının banka hesabından çektiği ve aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mal olarak kabulü gereken 8.500,00 TL paranın aracın edinildiği tarihteki değere oranlanıp, edinilmiş mal ile aracın karşılanan kısmının oransal karşılığının bulunması, bu oran ile aracın tasfiye tarihi itibariyle (verilecek karara en yakın tarih titibariyle) sürüm (rayiç) değeri çarpılarak, ulaşılacak meblağın yarısı üzerinden karşı davacının katılma alacağının hesaplanması olmalıdır.
c) Davalı-karşı davacı vekilinin ecrimisil yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Karşı davacı taraf 16 nolu meskenin 2006 tarihinden itibaren karşı davalı kullanımında bulunduğu iddiasıyla ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Karşı davacının taşınmazla ilgili bu talebi, dava dilekçesi içeriğinden de anlaşıldığı üzere; ecrimisil isteğine dayanmaktadır. Öyleyse, bu belirlemeye göre istek, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. İstek yönünden genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Mahkemece, bu talebin tefrik edilerek görev yönünden reddine, bu istekle ilgili davanın görevli ve yetkili genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece, yukarıda izah edilen eksiklik ve hatalar giderilip talep miktarları, temyiz edenleri sıfatları ve kazanılmış haklar gözetilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın asıl dava yönünden (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle her iki taraf vekilleri lehine, karşı dava yönünden (3-a) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı-karşı davalı lehine, (3-b) ve (3-c) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı-karşı davacı lehine yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, her iki taraf vekillerinin asıl davaya ve karşı davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı-karşı davacıya verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-karşı davalıya verilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 02.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.