Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3704 E. 2019/6405 K. 25.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3704
KARAR NO : 2019/6405
KARAR TARİHİ : 25.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dilekçesinde belirttiği ve murisine ait olan taşınmazları beş yıldır davalının kullandığını belirterek, beş yıllık ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 06/03/2014 tarihli celse de, bir kısım taşınmazlara ilişkin davasından feragat ettiğini beyan etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 101 ada 157 parsel, 101 ada 65 parsel, 118 ada 13 parsel, 111 ada 61 parsel, 104 ada 55 parsel, 109 ada 70 parsel, 109 ada 71 parsel, 113 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar bakımından 06/11/2013 havale tarihli ziraat bilirkişi raporu ve 06/11/2013 fen bilirkişi raporunda belirlenen ecri misil değerleri üzerinden, davacının mahkememize sunduğu 27/10/2011 tarihli veraset ilamında davacının miras payı olan 1/4 oranında ecrimisil bedeli tespit edilmek üzere 3.400 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava edilen 101 ada 267 parsel, 114 ada 26 parsel, 111 ada 168 parsel, 107 ada 3 parsel ve 101 ada 22 parseller bakımından vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurdukları kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların davacının murisi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dava konusu bir kısım taşınmazların tarla, bir kısım taşınmazların ise arsa niteliği ile tapuda kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu tarla niteliğindeki taşınmazlara ilişkin ecrimisil bedeli hesap edilirken, ürün gelir yöntemine göre hesap yapılmadığı az yukarıda bahsi geçen ilkelere aykırı olarak hesap yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
O halde, mahkemece yapılacak iş, öncelikle dava konusu taşınmazların tespit edilecek (arsa veya tarla) niteliğine göre, yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde, kazanılmış haklar da gözetilmek sureti ecrimisil hesabı konusunda bilirkişilerden rapor almak olmalıdır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Kabule göre de, inşaat bilirkişi raporunda, ecrimisil hesabı yapılmayan 109 ada 71 parsel ve 118 ada 13 parsel sayılı taşınmazların hükme yazılmış olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.