Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/11900 E. 2019/6449 K. 25.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11900
KARAR NO : 2019/6449
KARAR TARİHİ : 25.06.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI(Alacaklı) :
DAVALI(3.Kişi) :
(Borçlu) :
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlu Mursel Gıda Ltd.Şti’nin, davalı Bankadaki hesapları için haciz müzekkeresi gönderildiğini, Bankanın da borçlu hesabının çek karnesine ilişkin sorumluluk tutarı nedeniyle blokeli olduğunu, rehin, takas ve mahsup haklarından sonra gelmek kaydıyla anılan hesaba haciz şerhinin işlendiğini bildirerek parayı icra dosyasına göndermediğini, oysa Bankanın sadece muaccel alacakları için parayı uhdesinde tutabileceğini, ileride doğması muhtemel alacakları sebebiyle haczedilen parayı hukuka aykırı şekilde keyfi olarak elinde tutamayacağından davalının istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davanın süresinde açılmadığını, borçlu hesabında bulunan 16.235,88 TL’nin bankanın çek karnesine ilişkin sorumluluk tutarı nedeniyle blokeli olduğunu, rehin, takas ve mahsup haklarından sonra gelmek kaydıyla anılan hesaba haciz şerhinin işlendiğini bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve bozma ilamı da göz önüne alınarak borçluya ait 16.235,88 TL mevduattan 11.035,88 TL’lik yönünden davalı Bankanın haciz ihbarnamesine itirazının kaldırılmasına, kalan 5.200,00 TL mevduat bakımından davalı Bankanın rehin, takas mahsup talebinin kabulü ile davacının haczinin davalı Bankanın rehin takas mahsup talebinden sonra geldiğinin tespitine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı üçüncü kişinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı üçüncü kişi vekilinin aleyhe bozma yasağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda; Mahkemece 03.07.2014 tarihli önceki kararda “ …davalı Bankanın İzmir Gıda Sitesi Şube Müdürlüğünde bulunan 16.235,88 TL mevduatın 10.915,00 TL’lik kısmı bakımından davanın kabulü ile; davalı-bankanın bu miktara yönelik haciz ihbarnamesine itirazının kaldırılmasına, kalan 5.320 TL mevduat bakımından davalı bankanın rehin, takas, mahsup talebinin kabulü ile; bu miktara yönelik davanın reddi…”ne karar verilmiş, hükmün kabule ilişkin bölümü davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş davacı alacaklı vekili ise hükmü temyiz etmemiştir. 03.07.2014 tarihli hüküm Dairemiz tarafından bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yazılı şekilde ilk hükümden farklı olarak davalı taraf aleyhine olacak şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece, 03.07.2014 tarihli karar ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, kabul kararı verilmeyen kısım yönünden hükmü temyiz etmeyen davacı aleyhine, hükmü temyiz eden davalı üçüncü kişi lehine usuli kazanılmış hak doğuracağı kuşkusuzdur. Mahkemece önceki hükmün davacı tarafça temyiz edilmediği hususu dikkate alınmaksızın, önceki hükmü temyiz eden davalı üçüncü kişi yönünden aleyhe bozma yasağı gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Ayrıca dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine göre açılan istihkak iddiasının reddi talebine ilişkin olup, hükmün buna göre kurulması gerekir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın kaldırılması şeklinde hüküm kurulması da yerinde görülmemiştir. Ancak yapılan yanlışlıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının kabulüne hüküm fıkrasının 1. bendinin, “Davalı Bankanın İzmir Gıda Sitesi Şubesinde bulunan 16.235,88 TL mevduatın 10.915,00 TL’lik kısmı bakımından davanın kabulü ile; davalı-Bankanın bu miktara yönelik istihkak iddiasınının reddine, kalan 5.320 TL’lik mevduat bakımından davanın reddi ile; bu miktara yönelik haczin davalı Bankanın rehin, takas, mahsup talebinden sonra geldiğinin tespitine,” şeklinde düzeltilmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.