YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6525
KARAR NO : 2013/10233
KARAR TARİHİ : 17.05.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2011 tarih ve 2009/145-2011/458 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, vesayet altında bulunan müvekkilinin davalı şirketin en yüksek hisseye sahip kurucu ortaklarından olduğunu, 2002 yılında geçirdiği beyin ameliyatı sonrasında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle davalı şirketten ve yönetiminden uzaklaştırıldığını, diğer davalıların müvekkilinin kardeşleri olduğunu, davalıların şirketlerin gelirlerinden müvekkiline ödeme yapmadıkları gibi şirketlerin gelir ve giderlerini incelemesine de izin vermediklerini, davalılarca davalı şirkete ait taşınmazların satıldığını, özellikle 2006 yılından itibaren yönetim kurulunun basiretsiz yönetim tarzı nedeniyle davalı şirketin maddi zarara uğradığını, 2006 yılından itibaren de şirket yönetim kurulunun toplanmadığını, 20.02.2009 tarihinde yönetim kuruluna gönderilen ihtarname ile şirketin tüm ticari defterleri ile diğer belgelerinin incelenmesi konusunda izin istenilmiş ise de bu talebe herhangi bir cevap verilmeyerek müvekkilinin bilgi alma haklarının kısıtlandığını ileri sürerek, mülga 6762 sayılı TTK’nın 363/2 maddesi uyarınca şirketin tüm ticari defterleri ile diğer belgelerinin incelenmesi yönünde kendilerine izin verilmesini ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilleri adına kayıtlı bir kısım taşınmazların davacı tarafın bilgisi dahilinde ve şirket borçlarının ödenmesi nedeniyle satıldığını, 09.05.2006 tarihli Olağan Genel Kurul’a katılarak müvekkili şirketi ibra eden davacının iyiniyetli olmadığını, manevi tazminat talebinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, şirket kayıtları üzerinde 09.05.2006 ve sonraki döneme ilişkin olmak üzere inceleme yapılmasında herhangi bir sakıncanın bulunmadığını, manevi tazminat istemli davanın tespit davası ile aynı davada istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, ticari defterler ve bilirkişi raporuna göre, ekonomik kriz nedeniyle satılan taşınmazların bedellerinin davalı şirket kayıtlarına tam olarak işlenmediği, ortaklara yapılan ödemelerin niçin yapıldığı ve nerede kullanıldığının da resmi kayıtlara tam olarak intikal ettirilmediği, davacı adına kayıtlı taşınmazın satışından elde edilen 280.000,00 TL gelirin sadece 144.520,67 TL’lik kısmının şirkette gözüktüğü, bakiyesinin akıbetinin belli olmadığı, ticari defterler usulüne uygun olarak tutulmadığından defterlerin davalılar aleyhine delil teşkil ettiği, davalılar tarafından sunulan gayri resmi muhasebe belgelerinin resmi belgelerle uyuşmadığı, davalı şirketin resmi kasa bakiyelerinin ticari teamülle ve basiretli tacir kavramına aykırı şekilde yüksek miktarda gösterildiği, davacının tüm taleplerine rağmen davalı şirket defterlerinin şirkette pay sahibi olan davacının bilgisine sunulmamış olduğundan, davacı tarafın bilgi alma hakkının kısıtlandığı, bu durumda davacının ancak maddi zararının oluşabileceği, manevi zararlarının oluşmadığı, davalı şirket kayıt ve belgeleri ile defterleri yargılama sırasında bilirkişiler tarafından incelendiğinden ve kayıtlar açıklığa kavuşturulduğundan, bu konuya yönelik taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi yönündeki talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temliki ile yeni yükümlülük tesisinin önlenmesi için konulan ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.