YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6110
KARAR NO : 2013/10231
KARAR TARİHİ : 17.05.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2011 tarih ve 2009/363-2011/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde Klasik Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalı işhanında, davalı tarafından yapılan çatı izolasyonu sırasında, izolasyon malzemelerinin tutuşması sonucunda çıkan yangın nedeniyle oluşan toplam 118.232.00 TL hasar bedelinin, müvekkilince dava dışı sigortalılara ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.100.00 TL hasar bedelinin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 06.11.2009 tarihinde talebini 118.232.00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı … Yöneticiliği arasında çatının kısmi onarımı konusunda anlaşma yapıldığını, ancak dava konusu yangının çıkmasında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, talep edilen alacak miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık anlatımları ve benimsenen 19.10.2010 ve 10.10.2011 tarihli bilirkişi raporlarına göre, davalının çatıda onarım çalışması yaptığı noktada yangının başladığı, oluşan zarardan davalı tarafın BK’nın 356 ve 100 maddeleri gereğince sorumlu olduğu, ilk bilirkişi raporu ile hukukçu bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin, incelenen poliçe kapsamına daha uygun olduğu, buna göre poliçe ile rizikonun doğması sonucu binadaki kiracılara değil komşu binalara verilen zararların teminat altına alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 51.935,00 TL alacağın 02.02.2009, 10.729,41 TL alacağın 19.02.2009 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve poliçede malikin/kiracıların komşulara karşı mesuliyeti teminat altına alınmış olmakla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinin doğru bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 1301. maddesi hükmü gereğince, sigorta şirketinin ödeme yaptıktan sonra haksız fiil faili aleyhine açmış olduğu tazminat davasıdır. Davacı … şirketince eşyaları hasarlanan dava dışı kiracılar Mustafa Bayar ile Vatev Vakfı’na ödeme yapılarak alacakları 28.01.2009 ve 02.02.2009 tarihinde temlik alınmıştır. Sigortacının açtığı rücu davasında, mülga TTK’nın 1301. maddesinde anılan halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da, sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını temlik yoluyla almışsa, bu takdirde davacı bu sıfatını, TTK’nın 1301. maddesi hükmünden değil, karar tarihinde yürürlükteki 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 162 ve onu izleyen maddelerinde düzenlenmiş bulunan alacağın temliki hükümlerinden almış olacağından başlangıçta sigortacı tarafından rücu davası şeklinde açılmış olan dava reddolunmayarak bu hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (ULAŞ, Işıl; Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Ankara 2007, s. 188).
Buna göre somut olayda davacı … şirketinin, BK’nın 162 ve devamı maddeleri hükmü gereğince, haksız fiil faili aleyhine temlik hükmüne göre rücu hakkı bulunmaktadır. Bu nedenlerle mahkemece, davacı … şirketince ödenen hasar teminat dışında kalmakta ise de temlik hükmüne göre davacının haksız fiil failine rücu hakkı bulunduğu gözetilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken, bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.