YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2260
KARAR NO : 2019/3724
KARAR TARİHİ : 13.05.2019
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/04/2017 tarih ve 2016/43 E. – 2017/173 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/1451-2018/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin “Q-MATİC” ibareli, 09 ve 16. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan 2007/61488 sayılı markanın sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2013/78428 sayılı, 09. sınıf mal ve hizmetleri içeren “İNTER-QMATIC” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilince ticaret unvanı tescili, önceye dayalı hak sahipliği, kötü niyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayanılarak yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edilerek başvurunun 9/2,3. sınıf ürünler için reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilince yapılan itirazın ise nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, markalar arasında benzerliğin bulunduğunu, aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkiline ait markaların tanındığını, başvuru markasının tescilinin müvekkiline ait markaların ayırt edici niteliğine zarar vereceğini, tescilin kötü niyetli olduğunu, haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2015-M-11720 sayılı kararının iptalini, başvuru markasının tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; başvuru markası ile davacı markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, her iki markanın da farklı ürünleri kapsadığını, davacı markasının tanınmadığını, bu hususun itiraz aşamasında ileri sürülmediğinden işbu davada ileri sürülemeyeceğini, başvuru markasındaki “İNTER” ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağladığını, uzun süredir müvekkilince kullanıldığını, “İNTER” ibareli bir çok markasının bulunduğunu, “Q-MATİC” ibaresinin kendi başına ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının, başvuru markasının tescilli olduğu sınıfta hak sahibi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki “Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar” ürünlerinin, davacının markasının kapsamında yer alan ürünlerle aynı tür olduğu, diğer ürünlerin ise davacının markasından farklı tür oldukları, davacı markasının tanınmışlığının kanıtlanamadığı, tescilsiz kullanım ile 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi kapsamında hak sahipliğinin ispat edilemediği, tescilli marka ile iltibas yaratmayan ürünler için marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı, bir kelimenin marka olarak seçilip tescil ettirilmesinin, anılan kelime üzerinde marka sahibine tekel hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2015-M-11720 sayılı kararının 9. sınıftaki; “Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar” ürünleri bakımından davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalıya ait 2013/78428 sayılı “İNTER-QMATIC” ibareli markanın 9.sınıftaki “Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar.” bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili, davalı şirket vekili ve davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun, iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün bulunduğu, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 13/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.